Yaşamayı ciddiye alacaksın,
Yani o derecede, öylesine ki,
Mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
Yahut kocaman gözlüklerin,
Beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
Insanlar için ölebileceksin,
Hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
Hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
Hem de en güzel en gerçek şeyin
Yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yaşamak sadece gökyüzüne bakıp hayal kurmak yada güneşi selamlamak değildi, yaşamak karanlık bir odada öleceğini bile bile umutla hayal kurmaktı.
Ders alınası ve fazlaca hüzün dolu bir kitaptı. En beğendiğim özelliği mahkumun son gününe kadar kendi düşüncelerini yazmış olmasıydı.