Bir insan mü'min olmak istiyorsa bir olan Allah'ın birliğini tasdik etmek zorundadır. Bunu yapan tevhide erer. Bunun en bariz cümlesi: "La ilahe illallah"tır ama bu asırda yaşayan biz Abdullahlar her sözü hafifleştirdiğimiz gibi bu sözü de hafifleştirdik. Dilimizden düşürmedik, çok söyledik ama "La" deyince bir şeyler hayatımızdan çıkmadı. "İllallah" deyince de gerçek manada tasdik etmedik. Söyledik, hâlen de söylüyoruz ama gereğini yerine getirme noktasında hayatımız sarsılmadı. Bilal "La" dedi ve kızgın taşın altına girdi ama sen bu çağda yaşarken "La" dedin ve evinde hiçbir şey değişmedi. "La" dedin, "La" demeden önce işyerin nasılsa yine öyle oldu. "La"yı doğru söyleyemediğin için "İllallah"ı da doğru söyleye medin. Çünkü tevhidin üç önemli alanı vardı
1. Uluhiyette Tevhid: Allah'tan başka ilah yoktur.
2. Rububiyette Tevhid: Allah'tan başka Rab, terbiye eden, gözeten, kanun koyan, hükümranlık hakkı olan yoktur.
3. Ubudiyette Tevhid: Allah'tan başka ibadet edilecek makam yoktur.