Güzelliğin geçici olmadığını senden öğrendim
Emeğin aşktan büyük bir hazine olduğunu senden
Zaman, kâküllerinden doğar topuklarından batardı
Al yeşil soluğum, yarasına döndüğüm, sözümün sahibi
Sevmenin, dünyayı sevmek olduğunu senden öğrendim.
“Yaşamak nedir ?” Sorusunu hatırlattı sadako’nun hikayesi bana. Yaşamak, yol boyu yürümek midir? O yolu yürüyebilmek midir yoksa ? İkisi arasında ne fark var ? Geçenlerde bir yerde okudum “yaşamayı bilmiyoruz” diyordu. Yaşamak ve yaşayabilmek.. o yol öyle böyle yürünecek.. ama az ama çok.. şimdilerde çoğumuzun o yaşamdan yılmışlığının, bezmişliğinin ve içinde bir yerlerde umudunu kaybedişine bir kıpırtıdır, sadako’nun yaşamak için inanca umuda ve gülüşlere tutunuşunun hikayesi. Ve amerikanın Japonya’ya attığı atom bombası sonucu yıllar geçse bile insanların ve o toprakların üzerinde bıraktığı acı izleri..