"-İnsanın bir tutamağı olmalı.
-Anlamadım.
-Tutamak sorunu dedim. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur, kimi müdürlüğüne, kimi işine, sanatına."(syf 183).
Diyor bay C. hayatını tutunacak bir dal arayarak geçirirken, insanda bir şeylere tutunma isteği uyandırıyor kitap boyunca.
"Okuldan suratımda çürükler, tırnak yaralarıyla döndüğüm günler babam, "Görürsünüz, adam olmayacak bu çocuk, derdi. Konuşmazdım. Sevinirdim Babam adamsa ben olmayacaktım."(syf 151)
Bir çocuğun nefretini kazanmak, o çocuğa hayatı boyunca unutamayacağı travmalar yaşatmak ve çocuğun hayatı boyunca ona benzememek için çabalamasına, yer yer mutsuzluğuna ,ona benzeme korkusuyla zor bir yaşam sürmesine sebep olmak...
Çevremizdeki yaşamları görünce ve kitaplarda da bunlara rastlayınca bir kez daha diyorum ki herkes anne baba olmamalı...
Bay C. nin tutunmak için aradığı şey ise en net şu alıntıda kendini gösteriyor:
"Ben toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimiz benimle birlikte düşünen, duyan, seven bir kadın!"(syf 183).
Ona bunun imkansız olduğunu söyleyeceklerdi bunu okuyan birçok kişinin de bu imkansız dediği gibi. Nitekim öyle de oldu
"-Senin aradığın kadın dünyada yok, dedi.
-Var! O olmasaydı ben olmazdım."
Bencede vardı her insanın bir tamamlayıcısı her insanın işte bu, arayıp durduğum bu dediği veya diyeceği biri var.!
Kitap derin psikolojik tahlillerle ve kişilik analizleriyle dolu.
Farklı düşünmeyi, olaylara kişilere ve onların hareketlerine farklı açılardan bakmayı, irdelemeyi seven kişilerin çok seveceği bir kitap,