O FORTUNA

O FORTUNA
My name is Giovanni Giorgio but everybody calls me Giorgio.
Eril bilinçaltının dehlizleri.
Nehrin kıvrıldığı yerden karşıya geçtik ve üzüm salkımlarından harika bir şey bulduk. Topraktan çıkan gövdesi oldukça büyüktü ve üst kısmında ise kadınlar vardı! Her biri harika kalçalara sahipti. Aynı, şairlerin bize anlattığı gibi, Apollon'un Daphne'yi yakaladığı anda ağaca dönüşme tasvirine benziyorlardı. Parmak uçları üzümlerle dolu dallar­dan oluşuyordu. Kafalarındaki saçları kıvırcık, yapraklarla ve salkımlarla doluydu. Yanlarına vardığımız zaman bizi selam­ladılar. Bazıları Lidya dilinde bazılan ise Hint dilinde ama büyük bir çoğunluğu Hellence konuşuyordu. Bizi dudaklanrımızdan öpüyorlardı ve öpülen anında sersemletici biçimde sarhoş oluyordu. Onların dallarından meyve koparmamızı kati suretle istemiyorlardı, koparmaya niyetlenen olduğunda da cidden acı çekerek bağırıyorlardı. Bazılan bize sarılmak is­tiyordu, arkadaşlarımızdan ikisi sarılmak isteyenlere yaklaş­tığı anda onları kaptılar ve bir daha geri alamadık. Kadınlara dokunanlar anında kök saldılar. Parmaklan kıvrık dallara dönüşürken tıpkı ağaçtaki kadınlar gibi, meyve vermeye ha­zır halde parmakları filizleniyordu. Arkadaşlarımızı o zor durumda bırakıp gemiye doğru kaçtık. Bizi bekleyenierin ya­nına vardığımızda onlara gördüğümüz her şeyi, sarmaşıklara dolanıp kalan dostlarömızı anlattık Gemiden testilerimizi al­dık, içlerini su ve nehirden aldığımız şarapla doldurduk, son­ra da sahilde konakladık Şafakta, hafif bir meltem eşliğinde denize açıldık.
Edebiyat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hayaller
İlerlemeye devam ediyorduk ki şarap akan bir nehir keş­fettik. Bu aynı Khios'taki gibiydi. Nehir, gemiyle üzerinde ilerlenebilecek kadar derindi ve şiddetle akıyordu. Böylece levhadaki yazıtla beraber Dionysos'un burayı ziyaret etti­ğine dair güçlü bir kanıt daha bulmuş olduk. Ardından nehrin kaynağını bulmaya karar verdim ve nehir boyunca ilerlemeye başladım. Lakin orada hiçbir şekilde kaynak bularnadım ama çok sayıda asma olduğunu gördüm ve hepsi üzüm salkımlarıyla doluydu. Her birinin köklerin­den berrak şarap akıyordu. Nehirden şarap akmasının se­bebi de buydu. İçinde bir sürü balık vardı ve bunlar aynı şarap renginde ve tadındaydı. Gerçekten de onları yakala­yıp yedikçe sarhoş oluyorduk. Kesip içlerine baktığımızda içierinin şarap posası dolu olduklarını gördük.
Edebiyat
İşte bəyle.
Merak ediyorum, nasıl oluyor da gerçek olmayan şeyleri yazıp sonra da kaçacaklarını düşünüyorlar.
Edebiyat