Nehrin kıvrıldığı yerden karşıya geçtik ve üzüm salkımlarından harika bir şey bulduk. Topraktan çıkan gövdesi oldukça büyüktü ve üst kısmında ise kadınlar vardı! Her biri harika kalçalara sahipti. Aynı, şairlerin bize anlattığı gibi, Apollon'un Daphne'yi yakaladığı anda ağaca dönüşme tasvirine benziyorlardı. Parmak uçları üzümlerle dolu dallardan oluşuyordu. Kafalarındaki saçları kıvırcık, yapraklarla ve salkımlarla doluydu. Yanlarına vardığımız zaman bizi selamladılar. Bazıları Lidya dilinde bazılan ise Hint dilinde ama büyük bir çoğunluğu Hellence konuşuyordu. Bizi dudaklanrımızdan öpüyorlardı ve öpülen anında sersemletici biçimde sarhoş oluyordu. Onların dallarından meyve koparmamızı kati suretle istemiyorlardı, koparmaya niyetlenen olduğunda da cidden acı çekerek bağırıyorlardı. Bazılan bize sarılmak istiyordu, arkadaşlarımızdan ikisi sarılmak isteyenlere yaklaştığı anda onları kaptılar ve bir daha geri alamadık. Kadınlara dokunanlar anında kök saldılar. Parmaklan kıvrık dallara dönüşürken tıpkı ağaçtaki kadınlar gibi, meyve vermeye hazır halde parmakları filizleniyordu. Arkadaşlarımızı o zor durumda bırakıp gemiye doğru kaçtık. Bizi bekleyenierin yanına vardığımızda onlara gördüğümüz her şeyi, sarmaşıklara dolanıp kalan dostlarömızı anlattık Gemiden testilerimizi aldık, içlerini su ve nehirden aldığımız şarapla doldurduk, sonra da sahilde konakladık Şafakta, hafif bir meltem eşliğinde denize açıldık.
İlerlemeye devam ediyorduk ki şarap akan bir nehir keşfettik. Bu aynı Khios'taki gibiydi. Nehir, gemiyle üzerinde ilerlenebilecek kadar derindi ve şiddetle akıyordu. Böylece levhadaki yazıtla beraber Dionysos'un burayı ziyaret ettiğine dair güçlü bir kanıt daha bulmuş olduk. Ardından nehrin kaynağını bulmaya karar verdim ve nehir boyunca ilerlemeye başladım. Lakin orada hiçbir şekilde kaynak bularnadım ama çok sayıda asma olduğunu gördüm ve hepsi üzüm salkımlarıyla doluydu. Her birinin köklerinden berrak şarap akıyordu. Nehirden şarap akmasının sebebi de buydu. İçinde bir sürü balık vardı ve bunlar aynı şarap renginde ve tadındaydı. Gerçekten de onları yakalayıp yedikçe sarhoş oluyorduk. Kesip içlerine baktığımızda içierinin şarap posası dolu olduklarını gördük.