Tuğba D.

İleri kapitalizm çağı inşa etmek için yıkıyordu. Örneğin, XIX. yüz­yılda kentlerin büyüme hızı ve ulaştıkları büyüklük, benzeri görül­medik bir orandaydı. Bu büyümenin gerçekleşmesi için taşranın nüfusu hızla azaldı; köyler terk edildi, topraklar ekilmedi. Bununla birlikte, eski düzenin yıkılması, unutulduğu anlamına gelmiyordu. Tam tersine, eski düzen idealleştirildi, süslenip püslendi ve özlem­le anılır oldu. Köy yaşantısının bönlüğü ve katılığı unutuldu; taşra bir zamanlar insanlar arasında derin ve açık ilişkilerin varolduğu pastoral bir huzur mekânı olarak görülmeye başlandı.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Peki, modern sanatın ardından ne gelecek? Egemen kurumlara teslimiyet mi? Benliğin mistik kovuklarına saklanmak mı? Kararlı bir hedonizm mi? Sorun, toplumun acılarının da, diğer insanlara duyu­lan gereksinimin de azalmayacak olmasıdır.
Günümüzde, modern sanat yadsıma güçlerini yitirmeye başlamakta­dır. Bir süredir sanattaki reddediş ritüel yinelemelerden ibarettir: Ayak­lanma bir prosedüre, eleştiri retoriğe, kural yıkma törene dönüşmüştür. Yadsıma artık yaratıcı değildir. Sanatın sonuna geldik demiyorum. Modern sanatın sonuna geldik.
Octavio Paz
Bunun, olmamasını dilediği için olduğunu biliyordu. Umutlarını denetim altında tutmayı henüz öğrenmemişti.
Otorite temel bir gereksinimdir. Çocuklar, kendilerine yol göstere­cek ve güven verecek bir otoriteye gerek duyar. Yetişkinler açısından, otorite olmak kendilerini bütünleyen temel bir öğedir; onlar için otorite, diğerlerine gösterdikleri ilginin bir ifadesidir. Hep bu deneyimden yoksun kalacağımızdan korkarız.