...Dikkat! Tünelin ucu spoiler içerebilir, adımlarınızı dikkatli atın...
Murat Menteş'in heybesindekileri tükettiğini, kendini tekrara düştüğünü düşünenler varsa bu kez fena yanılacaklar. Karşımızda eski Menteş tadını sonuna kadar veren, edebiyatımızın en zarif, en "huzursuz" dehası Ahmet Hamdi Tanpınar’ı merkezine alan fantastik, mistik ve alabildiğine afili bir macera var!
Düşünün; bir yanda kendini durduk yere bir cinayetin faili olarak bulan Ahmet Hamdi Tanpınar, diğer yanda edebiyat ve sanat tarihimizin en efsanevi figürleri: Hayalet Oğuz (Oğuz Alplaçin), dublajın kraliçesi Adalet Cimcoz , Ferdi Tayfur(tiyatro ve seslendirme sanatçısı olan:), Sabahattin Eyüboğlu, Aliye Berger, Can Yücel ve hatta küçük bir anagramla selam durulan Sevin Okyay (Sevin Yokya)
Üstelik bu mistik kovalamacaya, romancılığımızı kıskanıp işin içine giren Ruslar ve Rus edebiyatının devleri de eşlik ediyor.
Ethem Onur Bilgiç’in kitaba renk katan çizimleri ise pastanın çileği olmuş.
Menteş bu kez elini Türk edebiyatının klasiklerine daldırmış; unutulmaya yüz tutmuş kadim kelimeleri alıp kendi matrak argo lügatiyle dantel gibi işlemiş. Ama yeise kapılmayın (üzülmeyin), yazarımız kelimelerin yanına hemen parantez içinde anlamlarını vererek okuru fırtınanın ortasında yalnız bırakmıyor.
Bölüm başlıkları yine bildiğimiz Menteş muzipliğinde, karakter isimleri ise tam onun tarzı: Favorim şimdiden belli: "Başuşak Siyavuş Yavaş"!
Kitabı okurken yazarın Tanpınar’a duyduğu o derin hayranlığı ve Türk romanına omuz verme gayretini hissediyorsunuz. Kitabın sonlarına doğru adeta bir Emine Sündüz Beder titizliğiyle verdiği "roman nasıl yazılır?" tarifi de bu