Kendimizi yalıtılmış, yalnız ve neredeyse kimseye ulaşmaz halde hissedebiliriz. Yine de birbirimizle keskin bir yalıtılmışlık içinde olmalıyız. Üzerinde hiçbir kontrolümüzün olmadığını düşündüğümüz koşullarla kısıtlanmak bizi kızdırabilir ve başkalarının beklentilerine uymayı reddederek özgürlüğünüzü de savunabiliriz.
Aile konseyi ve vasi tarafından haklarından mahrum edilmiş, otomatik olarak hukuksal ve ahlaki azınlık statüsüne yerleştirilmiş, kadiri mutlak doktor tarafından özgürlüğünden koparılmış olan hasta, her türden toplumsal önerilere maruz kalmaktaydı.
"Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg` u göremesen de bari serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl ; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünyanın kendisini hiç görebilir mi?"