Maşide E.

Maşide E.
Devran çarkını tersine çevirmeli..
Reklam
Şüphesiz ki müslüman olan (Allah'ın emirlerine teslim olan) erkeklerle, müslüman kadınlar; iman eden erkeklerle iman eden kadınlar; itaat (ve ibadet)e devam eden erkeklerle itaat (ve ibadet)e devam eden kadınlar; doğru erkeklerle, doğru kadınlar; sabreden erkeklerle sabreden kadınlar; alçak gönüllü (ve saygılı) erkeklerle alçak gönüllü (ve saygılı) kadınlar; sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar; oruç tutan erkeklerle, oruç tutan kadınlar; mahrem yerlerini (haramdan) koruyan/hayalı erkeklerle mahrem yerlerini (ve görünümlerini haramdan) koruyan/iffetli kadınlar; Allah'ı çok anan erkeklerle (Allah'ı çok) anan kadınlar (var ya, işte) Allah, onlar için mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır. (Ahzab, 35)
Sayfa 421
Maşide E.
*Allah'ı (cc.) anmak ibadetle, tesbih, tahmîd, tekbir ve tehlil ile olur. Kur'an tilâveti ve ilim ile meşgul olmak da zikir sayılır. Bu âyet-i kerîmede hayalı kadın ve erkekler tabiri geçmektedir. Bir toplumda erkek ve kadınların hayasız olmaları ve ırzlarını (namus, iffet, şeref ve vakarlarını) korumamaları, toplumda câhiliye (İslâm öncesi) belirtilerini gösteren hususlardır. Böyle bir toplum, ilim ve endüstride ilerlemiş de olsa İslâmî ve insânî seviye yönünden câhiliye toplumu durumundadır. Kadınlarının haya ve ırzlarını koruyan toplum, çok gelişmemiş bile olsa İslâm ve insanlık açısından medenî bir toplumdur
Kadir Mısıroğlu'nun: “Shakespeare müslümandır, gerçek adı Şeyh Pir'dir” sözüne dair... 2016 senesinde özel bir TV kanalına çıkan Kadir Mısıroğlu, Shakespeare'in “gizli müslüman ve gerçek isminin de Şeyh Pir” olduğunu iddia edince sosyal medyada birden gündem olmuş ve bol bol alay edilmişti. Hâlbuki bu mesele İngiltere'de bile eskiden beri münakaşa mevzuu olmuş bir konudur. Bazı yazarlara göre Shakespeare müslümandı, bazılarına göre ise değildi. Mesela Türkiye'de, kaleme aldığı “Hz. Muhammed'in Hayatı” (sallallahu aleyhi ve sellem) isimli kitapla tanınan Tasavvuf Uzmanı Martin Lings, Shakespeare'in müslüman olabileceği kanaatindedir ve onun bir sufi olduğunu belirtir." Nitekim, Sanat ve Medya Muhabiri Vanessa Thorpe, “The Guardian”daki köşesinde Shakespeare ile alakalı “Sufi or not Sufi? That is the guestion” (Sufi mi değil mi? Sual bu) başlıklı bir makale kaleme alır.? 2 Aynı şekilde, Ali Jaafar isimli yazar da “Sufi or not Sufi? Was Shakespeare a Muslim?” (Sufi mi değil mi? Shakespeare müslüman mıydı?) başlıklı makalesiyle bu tartışmalara dahil olur. 3Bu mevzuda daha birçok makale mevcuttur. O halde, eğer sufiyse bu durumda “Şeyh” denmesinde hiçbir beis olmasa gerektir. Zaten psikoloji ve spiritüalite, seyahatname ve kültür araştırmaları gibi mevzularda üç düzineden fazla kitap yazmış; sufi geleneğinde bir yazar olan Idries Shah'ın “The Octagon Press” tarafından Londra'da basılan “The Sufis” isimli eserinde, Shakespeare'in; “Şeyh Pir” olarak adlandırıldığı ifade edilmektedir. Bu eserin ilk baskısı 1964 tarihlidir.* Ayrıca Dokuz Eylül Üniversitesi'nden Doç. Dr. Semih Çelenk, “Radikal” gazetesinde neşredilen bir makalesinde şu malumatı verir: , Peter Brook; “Evoking Shakespeare”de, Rusya'da karşılaştığı bir seyircinin ona Shakespeare'in Özbek olduğunu
Sayfa 14·Kitabı okudu
1000Kitap
Maşide E.
Bu hususa Muhyiddin Şekûr da “Su Üstüne Yazı Yazmak”ta değiniyor Hocam. Hatta bunu bu şekilde ona da Şeyh’i söylüyor. Kitabın basım yılı 1988. Tabi bizde Kadir Hoca’dan sonra gündem oluyor..
"Ey ahali!" diye bağırmış şehrin ortasında Hoca Nasreddin, "Bilesiniz ki merkebim kaybolmuştur. Her kim onu bulup bana geri getirecek olursa mükâfat olarak ona merkebimi vereceğim!" Bu sözleri işitenlerden bazıları Hoca'ya: "Aklını mı kaçırdın?" demişler, "Madem eşeğini bulmak istiyorsun, onu niçin bulana vereceksin?" "Mesele hiç de sizin anladığınız gibi değildir." diye cevap vermiş Nasreddin, "Sizler kaybolan bir şeyi yeniden bulmak zevkinin, o şeyi elinde bulundurmak zevkinden ne derece üstün olduğunu bilmiyorsunuz."
Sayfa 563
Maşide E.
İktisab ettiğimiz değerleri elde bulundurmak bir bakıma onların elimizde bulunduğunu da unutmamıza yol açar.
"Ey ahali!" diye bağırmış şehrin ortasında Hoca Nasreddin, "Bilesiniz ki merkebim kaybolmuştur. Her kim onu bulup bana geri getirecek olursa mükâfat olarak ona merkebimi vereceğim!" Bu sözleri işitenlerden bazıları Hoca'ya: "Aklını mı kaçırdın?" demişler, "Madem eşeğini bulmak istiyorsun, onu niçin bulana vereceksin?" "Mesele hiç de sizin anladığınız gibi değildir." diye cevap vermiş Nasreddin, "Sizler kaybolan bir şeyi yeniden bulmak zevkinin, o şeyi elinde bulundurmak zevkinden ne derece üstün olduğunu bilmiyorsunuz."
Sayfa 563
Maşide E.
Evet, ilk atılım bulmaktır, ama bulmayı mümkün kılan kaygu ve çabanın ihlâsı, bulduğunu katı ve karanlık kılmayı da önleyecek esnekliği ve aydınlığı getirmediği sürece "bulunan" bulunmuş sayılmaz.