Hoyrattır bu akşamüstüler daima
Gün saltanatıyla gitti mi bir defa
Yalnızlığımızla doldurup her yeri
Bir renk çığlığı içinde bahçemizden,
Bir el çıkarmaya başlar bohçamızdan
Lavanta çiçeği kokan kederleri;
Hoyrattır bu akşamüstüler daima Ahmet Muhip Dıranas
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Geçti mâzi, çekme istikbale gam
Dem bu demdir, dem bu demdir, dem bu dem.”
Vaktin sahibi var ve o sahibin dediği olur. Bazen güneş açıp bazen bulutlu olsa da hava, siz bu ânı değerlendirmek zorundasınız. Bu an, size sunulan bir lütuftur. Mâzi geçti gitti; ders aldık aldık, almadıysak çoktan geçti. İstikbali bilmiyoruz henüz ama “ şu an “ elimizde.
Anne babalar kendi nefisleri için yarışıyor. “ Çocuğumuz burada okuyor, ” demek için. Korkunç bir kaba materyalizm var: Çocuğumuz şu okula girerse geleceği kurtulur. Ne ilgisi var? O okullara girip de heder olan kaç tane insan var.