Dağ patikasını tırmanırken şöyle düşündüm: Sadece aklın istikametinde hareket edersen insanlardan uzaklaşırsın. Duygularınla hareket edersen sürüklenirsin. Ruhunu açarsan ve diledigin gibi yaşamazsan sıkışırsın. Nasıl bakarsan bak, insanlarla yaşamak zordur.
Bu zorluk arttıkça dünyadan uzaklaşmak ve sakin bir yerlere gitmek istersin. Nereye gidersen git bu zorluğun
seninle geleceğini anladığın zamansa şiir doğar, resim can bulur.
Biliyorum, kolay değil yaşamak;
Ama işte
Bir ölünün hâlâ yatağı sıcak,
Birinin saati işliyor kolunda
Yaşamak kolay değil ya kardeşler,
Ölmek de değil;
Kolay değil bu dünyadan ayrılmak
Kalbi yara alanların tıpkı bedeni yara alanlar gibi tıbbi destek almasının sıradan bir şey olduğu, bunun için damgalanmadıkları ve çevreleri tarafından irade zayıflığıyla suçlanmadıkları günlerin geleceğine dair umudumu koruyorum. Zihnin ve ruhun yaraları da en az bedenin yaraları kadar ciddiye alınsın isterim.
Evinden çıkman gerekmez. Masandan kalkma ve dinle. Hatta dinleme, yalnızca bekle. Hatta bekleme bile, kesinlikle sessiz ve yalnız ol.
Dünya, maskesini düşüresin diye, gelip kendini sunacaktır sana