"Şimdi tutturduğum yolu sonuna dek sürdürmek zorundayım; okumazsam, kendi bildiğim gibi çalışmazsam, hiçbir şey yapmazsam, aramaktan vazgeçersem, işte o zaman yok olurum. En acı yazgı olur benimki."
İçsesimizi dinlemediğimizde, sezgilerimize güvenmediğimizde veya isteğimize sahip çıkmadığımızda kendimize zarar veririz. Aklımızı kullanmadığımızda kendimize zarar veririz. Hayallerimize set çektiğimizde zaman ayırıp kendimize bakmadığımızda veya içdünyamıza öncelik vermediğimizde kendimize zarar veririz. Kendimizi takdir etmediğimizde mücadelelerimizin ve başarılarımızın değerini bilmediğimizde veya özel yeteneklerimizi yadsıdığımızda kendimize zarar veririz. Ne zaman duracağız? Suçluların kendimiz olduğunu gördüğümüzde ve içsel şiddeti durdurabilecek tek insanın kendimiz olduğunu anladığımızda.
"Bir Zen bilgesinin öyküsünü anlatacağım sana: Bilge bir uçurumun kenarına geldiğinde arkasına bakıyor ve kaplanların hemen gerisinde olduklarını görüyor. Aşağı sarkan bir sarmaşığı fark ediyor ve sarmaşığa tutunarak kendisini aşağıya bırakıyor. Aşağı baktığında kaplanların kendisini bu kez aşağıda beklemekte olduklarını görüyor. Yukarı baktığında ise iki farenin sarmaşığı kemirdiğini fark ediyor. Tam o anda güzel bir çilek görüyor, uzanıp alıyor ve tüm yaşamı boyunca yediği en lezzetli çileğin tadını çıkarıyor. Bilge ölüme birkaç dakika kala bile burada ve şimdinin tadını çıkarabiliyor. Yaşam bize sürekli kaplanlar ve çilekler gönderir. Çileklerin tadını çıkarabiliyor muyuz? Yoksa değerli bilincimizi kaplanlar için üzülmekte mi kullanıyoruz?"