Modern insanın bir susuzluğu var. Biz aidiyet problemi çeken insanlarız. Bir de yine modern çağdaki en temel problemlerden bir tanesi önemsizlik hissi. Bizim sözlerimiz var; "Allahımız var, ne gamımız var" diyoruz veya "Allah bes bâki heves," diyoruz. Seküler bir kültürün içinde bunu söylemek mümkün değil. Dolayısıyla insanlar çok büyük bir yalnızlık duyarak tutunma ihtiyacı, bir yere kendilerini bitiştirme ihtiyacı hissediyorlar.
İnsan için değerli olan, ona pratik yaşamında kolaylık ve konfor sağlayan şeylerdir. Çağın ruhunu ifade eden pragmatizim, her tür aşkın ilkeyi ve değeri, pratik faydaya indirger: Bir şeyin faydası varsa anlamı vardır.
Bütün sorun da zaten burada başlar. Zira pratik fayda kavramı zahiri masumiyetinin ötesinde bizi karanlık dehlizlere çekecek bir mahiyete sahiptir. Her şeyi plastik hale getirmenin pratik ve ekonomik faydası olabilir ama insanın yaşam kalitesine bir katkısı olur mu? Eğitim sisteminin pratik faydası gençleri meslek hayatına hazırlamak olabilir ama onları iyi insan yapar mı? Bilimin teknolojinin bir aracı haline gelmesi pek çok fayda sağlıyor olabilir ama varlığın ve hayatın anlamını kavramamıza katkı sağlar mı? Anlam, pragmatik değerler silsilesine dahil midir? Yoksa onu da gereksiz, karmaşık, işlevsiz ve pratik faydası olmayan bir kavram olarak geride mi bırakmalıyız?
Nice ülkeler gezdim, ey ahali.Mutluluğu hep dışarılarda aradım.Ancak artık şunu biliyorum ki, mutluluk gezdiğim gördüğüm yerlerde değil.Dışarıda değil mutluluk.Belki kendi içimde bir yerde, belki hayata bakış açımda ya da gösterdiğim hoşgörüde.. Belki de küçücük kalbimin içinde sakladığım sonsuz sevgide. Kısacası mutluluk içimde bir yerde..