Dibe vurduğunu sanıp, bir dip daha olduğunu keşfedebiliyordu insan.
Charles Bukowski
***************************
Dostoyevski'nin bir romanında yaşıyor gibiyiz.
Hava gri ve soğuk,
İnsanlar yoksul ve mutsuz. "
Yuvam, “Beni terketme, burada geçmişin yaşıyor.” der, yol ise,”Gel ve beni takip et, ben senin geleceğinim!” Ve ben hem yuvama, hem de yola derim ki, “Ne geçmişim, ne de geleceğim var benim. Kalırsam, kalışımda bir gidiş, gidersem, gidişimde bir kalış olacaktır. Sadece sevgi ve ölüm her şeyi değiştirir.”
Yitirdiklerimiz için bir yer buluruz mutlaka. Böyle bir kayıptan sonra tuttuğumuz matemin en zor aşamasının geçeceğini bilsek bile asla tam olarak teselli olamayacağımızı ve yitirdiğimizin yerini alacak bir şey bulamayacağımızı da unutmayız. O boşluk neyle dolarsa dolsun, isterse içi tamamıyla kapansın, yine de geri de bir şey kalacaktır.
Günaydın
Pahalı saatler tamam insanların zamanları değerlidir. Ama bir terasta yaşıyor ve saati sokaktaki yabancılardan öğreniyorsanız, zaman size sonsuzmuş gibi gelir.”
Biraz Sabahattin Ali'nin, Kürk Mantolu Madonnasıydın; biraz Ahmet Hamdi Tanpınar'ın, Huzurda anlattığı Nuran ve en çok da Nilgün Marmara'ydın. Ne yalan söylemeli; yine Tanpınar'ın Yaz Yağmuru hikayesindeki o büyülü, o uçarı kadında da senden çok izler vardı. Masum bir sevinç için, ikbal yakan kadınlardandın sen..