Ali

Ali
@_alirkll_
Mülâhâzâ .. | pexels.com/@alirkall
Suriye'deki İç Politika: Ekonomi & Toplum
1960'ların Baasçı rejimleri, Suriye'nin mevcut özel girişim ekonomisini, devlet kontrolüne dayanan bir ekonomiye dönüştürmüşlerdi. Bu dönüşüm büyük şirketlerin, bankaların, sanayi kuruluşlarının ve ulaşım şirketlerinin millileştirilmesi yoluyla sağlanmıştı. Ayrıca, büyük topraklara el konup toprak dağıtımı başlatılmıştı. Ekonomiyi liberalleştirip özel sektör faaliyetlerindeki kısıtlamaların bazılarını gevşeterek Sünni kentli iş adamlarına karşı uzlaşma jestlerinde bulundu. Kamu sektörü hakimiyeti ve özel sektör katılımı bir süre başarılı oldu ve Suriye 1970'lerde ekonomik bir patlama yaşadı. Petrol üreten Arap ülkelerinden mali yardım, diğer ülkelerden krediler ve Suriye'nin kendi mütevazı petrol sanayinden gelen gelir, hükümete büyük kalkınma projelerine başlama ve devlet hizmetlerini arttırma imkanı tanıdı. Ancak Esad'ın politikaları petrol zengini devletleri kendisine yabancılaştırınca, ülkenin ekonomisi baş aşağı gitti ve hükümet kemer sıkma önlemleri almaktan başka çare bulamadı. Eğitimli yönetici ve teknisyen sayısı, hızla genişleyen devlet kurumlarına yetmiyordu. Ayrıca, en üst idari görevler genellikle liyakatten ziyade Baas Partisi'ne sadakata göre dağıtıldığı için verimsizliğe yol açılmaktaydı. Bazı subayların, devlet memurlarının ve parti yöneticilerinin lüks tüketimi, rüşvet ve karaborsacılıkla finanse edilmekteydi. Bu işleri yapanların başında gelen cumhurbaşkanının kardeşi Rıfat'ın pahalı zevkleri ve karanlık mali işleri herkesçe bilinmekteydi.
Sayfa 446 - Agora Kitaplığı
Tarih
Reklam
Esad'ın İktidar Araçları
Esad, pragmatik olduğu kadar hesapçı bir insandı ve hesapları arasında, elde etmek için o kadar çok çalıştığı iktidarı elden kaçırmama kararlılığı vardı. Esad başkanlığa yükselmek için orduyu ve Baas Partisi'ni kullanmış, iktidarı eline aldıktan sonra bunları rejiminin temeli olarak yerleştirmişti. Kendisi Baas'ın genel sekreterliğini üstlenerek devletin ve partinin başına geçmiş oldu. Kendisine bağlı halk komiteleri ağı ve silahlı kuvvetlerde şubeleriyle etkili bir siyasal denetim aracına dönüştü. Rejimin diğer dayanakları olan ordu ve iç güvenlik güçleri, devlet otoritesini hakim kılıyor ve gerektiği zaman muhalefeti eziyordu. Esad kendi rejimine sadakati, iktidar hiyerarşisine akrabalarını ve güvenilir yardımcılarını getirerek sağlıyordu. Bu bakımdan Esad'ın başkanlığı elde etmedeki kişisel zaferi, Alevi toplumu adına da bir zaferdi. Alevi subaylar orduda ve güvenlik örgütlerinde en önemli mevkilere getirilmişler, böylece rejimin devamında çıkar sahibi olmuşlardı. Buna ilaveten Esad'ın aile üyeleri, düzenli ordu yapısının dışındaki özel kuvvetlerin başına getirilmişlerdi. Bunlardan en önemlisi olan ve Savunma Bölükleri olarak anılan seçkin muhafız birliğinin başında, cumhurbaşkanının küçük kardeşi Rıfat bulunuyordu. Rejimin belirgin bir Alevi görüntüsü alması, Sünni çoğunlukta kuşku uyandırmaya başlamıştı.
Sayfa 444 - Agora Kitaplığı
1000Kitap
ESAD DÖNEMİNDE SURİYE
Hafız el-Esad, 1930'da kuzeybatı Suriye'nin yoksul ve ücra Alevi bölgesinde doğdu. Esad kuşağının pek çok genci gibi, Baas partisinin milli canlanma ve sosyal reform doktrinini cazip bulmuştu. On altı yaşında partiye girdi ve aktif bir öğrenci politikacı, Baas örgütleyicisi oldu. Yeteneği ve hırsı vardı, ama ailesi üniversite öğrenimini destekleyecek güçte değildi. Esad ve bazı Alevi arkadaşları için tek yol, parasız eğitimiyle askeri akademiydi. Burada 1951 'de yeni açılan havacılık bölümüne girdi. Politize olan Suriye silahlı kuvvetlerinde subaylar, askerlikle olduğu kadar devlet işleriyle de uğraşırlardı. Esad da bu bakımdan istisna değildi. Subaylığı ve pilotluğunun yanı sıra Baas Partisi için örgütleme faaliyetlerine başladı. Nasır'a hayrandı ve Arap birliği fikrini destekliyordu. Ancak Mısır'ın birliğe hakim olmasından ve özellikle Nasır'ın Baas Partisi'nin dağıtılmasında ısrar etmesinden rahatsız oluyordu. Kahire'de kendisi gibi düşünen genç Suriyeli subaylarla ülkelerinde Baas Partisi'ni yeniden kurmak amacıyla gizli bir örgüt oluşturdu. Aradıkları fırsat, Suriye'nin 1961'de BAC' den ayrılmasını izleyen iki yıllık siyasal karışıklık döneminde ellerine geçti. Esad ve Alevi subay arkadaşları 1963'te bir darbeyle Baas'ı tekrar iktidara getirdiler. Devlet başkam Emin el-Hafız, Sünni bir Müslüman olduğu halde iktidar üç genç Alevinin elindeydi. Esad'ın genç Alevi subaylar grubu 1966'da bir iç darbeyle Emin el-Hafız'ı devirdiler ve rejimi Baas'ın ilk destekçilerinin çoğundan temizlediler. Bunlar arasında partinin kurucuları Eflak ve El-Bitar da vardı ve onların ikisi de bir daha dönmemek üzere yurtlarını terk ettiler. Darbeden çıkan rejim görünüşte sivillerin yönetimindeydi, oysa gerçekte darbeyi planlayan askerlerin kontrolü altındaydı. Esad artık, savunma bakanı
Sayfa 442 - Agora Kitaplığı
Tarih
11. & 15. YÜZYILLAR ARASINDA ORTADOĞU
Askeri güç ve onunla birlikte idare yetkisi 11. yüzyılda Araplardan, orta İslam topraklarındaki Türklere geçmişti. Asya'dan gelen göçebe Türkler, Arap fetihlerinin erken döneminden beri İslamiyet'le ilişkideydiler. Aynca Türkler, çeşitli Abbasi halifelerin ordularında paralı askerlik yapmışlardı. Merkezi İslam topraklarına dinin savunucuları olarak girmişlerdir. Selçukluların 107l'de Malazgirt'te Bizans ordusunu yenmesi üzerine bu göçebe aşiretler Anadolu'ya girdiler ve bu toprakların Rumca konuşulan Hıristiyan topraklarından, Türkçe konuşan Müslüman topraklarına dönüşümü başlamış oldu. Ayrıca Selçuklular, Sünni İslam'ın canlanmasını sağlamışlardı. Ulema için devlet himayesinde eğitim olan medrese sistemini Selçuklu veziri Nizamülmülk kurmuştu. Selçuklular İslam topraklarını doğu Anadolu'ya yayarak, bütün İslam imparatorluklarının en heybetlisi olan Osmanlı devletinin kuruluşuna zemin hazırlayacaklardı. Haçlı seferleri ve bilhassa Moğol istilaları Ortadoğu'nun mevcut İslami düzeninde bir şok etkisi yarattıysa da onu yıkmayı başaramadı. 14. yüzyılın ve 15. yüzyıl başlarının kaos ve istikrarsızlığından sonra, Anadolu'dan Hindistan'a kadar uzanan bölgede kurulan üç önemli İslam imparatorluğu, merkezi İslam topraklarında siyasal koşullan istikrara kavuşturdu, kültürel ve dini hayata biçim verip canlandırdı ve bütün bu bölgeyi İslamiyetçi doğrultuda yeni bir genişleme ve ihtişam çağına ulaştırdı.
Sayfa 41 - Agora Kitaplığı
Tarih
SÜNNİ HALİFE VE Şİİ İMAM
İslam toplumu belli başlı iki dala ayrılmıştır: Sünniler ve Şiiler. Aralarındaki temel fark, İslam toplumunun siyasal liderliğini kimin yürüteceği ve bu liderliğin dini boyutunun ne olacağıdır. Sünni Müslümanlar, Raşidun halifelerinin ve onların ardılları olan Emevilerle Abbasilerin yasallığını kabul ederler. Halifelerin, ilahi güçleri olmayan ölümlüler olduğuna inanırlar. Bu yüzden, halifeler toplumun dini liderliğini temsil etmelerine rağmen, yetkileri geçicidir ve doktrin ile hukuk konularını ulemaya bırakırlar. Halifeler, şeriatı desteklemekle ve toplum içinde İslami hayat tarzının yerleşmesi için fırsat yaratmakla yükümlüdürler. Şiiler, (Sünni görüşlerinden farklı olarak) Hz. Ali ile soyundan gelenler dışında bütün halifelerin gaspçı olduklarını iddia ederler. Yezid'in hükümdarlığının ilk yılında (680), Hz. Ali'nin Şii taraftarları, oğlu Hüseyin'i Emevi Yezid'e karşı bir ayaklanmanın başına geçmesi için ikna ettiler. Ancak Hüseyin'e vaadi veren Şii halkın desteği gelmedi ve Hz. Peygamber'in torunu ve yanındakiler, 680 yılında Irak'ta Kerbela'da şehid edildiler. Bu, Şiiliğin gelişmesinin en çığır açıcı olayıdır. Kerbela, Şiiliğin en kutsal mekanı oldu ve orada Hüseyin adına her yıl düzenlenen yas tutma törenleri, Şii takviminin en önemli dini töreni haline geldi. Doktrin açısından Hüseyin'in ölümü, Hz. Peygamber'in ailesine yapılan zulüm ve o ailenin hükümdarlık hakkının gasbının yol açtığı ıstırabın simgesiydi. Böylece Hüseyin'in şehadeti, Şiilerin lslam toplumunun en yüksek siyasal otoritesini elinde tutmaya en layık kişilerin Hz. Muhammed'in kızı Fatma ve damadı Ali'nin soyundan gelenler olduğu inancını pekiştirdi. Şiiler, Hz. Muhammed'in halef olarak Hz. Ali'yi seçtiğine ve o günden sonra her Şii liderinin (İmam) ölümünden önce kendi halefini bildirdiğine
Sayfa 38 - Agora Kitaplığı
Tarih
Reklam