Ali

Ali
@_alirkll_
Mülâhâzâ .. | pexels.com/@alirkall
Hıristiyanlığın Diğer İnançlara Karşı Diyaloğu
Erken dönemlerden itibaren Hıristiyanlığın diğer dinlere yaklaşımı dışlayıcı/eksklusivist bir çizgide olmuştur. Yeni Ahit'te de hakikate, kurtuluşa ulaşmada Hıristiyan bakış açısını tanıma ve kabullenmenin merkeziliğini vurgulayan çeşitli ifadelerden hareketle Hıristiyanlar, Hıristiyanlık dışında bir kurtuluş olmadığını ya da diğer tüm dinlerin yanlış olduğunu düşünmüşlerdir. Hıristiyan olmayanlar "pagan" olmakla itham edilmişlerdir. Bu terim, yalnızca Hıristiyanlığa karşı direnen Yunanlıları ve Romalıları değil, tüm Hıristiyan olmayanları kapsamıştır. Hıristiyan geleneğinde diğer din mensuplarına yönelik dışlayıcı yaklaşım hem Origen, Cyprian ve Augustine gibi erken dönem Hıristiyan yazarların eserlerinde hem de çeşitli konsillerde alınan kararlarda dile getirilmiştir. Örneğin, Cyprian (ö. 258) mektuplarında kiliseye bağlı olanların dışındakiler için kurtuluş olamayacağını, zira kilise dışında kurtuluşun bulunmadığını ısrarla vurgulamaktadır. 1442 Florence Konsili'nde ise bu durum şöyle ifade edilmiştir: "Kutsal Roma Kilisesi ... inanır, ifade eder ve belirtir ki Katolik Kilise dışında olan hiç kimse ne putperest ne Yahudi ne inanmayan ne de kiliseden ayrılan bir kişi ebedi hayata katılacaktır; bunlar şayet ölmeden önce kiliseye katılmazlarsa şeytan ve melekleri (yardımcıları) için hazırlanan ebedi ateşte yok olacaklardır." Katolik Kilisesi'nin, kurtuluşu yalnızca Katolisizme bağlayan ve Katolik Kilisesi mensubu olmayanların helaka mahkum olduklarını vurgulayan bu dışlayıcı yaklaşımının benzeri, Luther gibi reformistlerce Protestanlık bağlamında ifade edilmiştir. Örneğin Luther, Hıristiyan Kilisesi dışında ne bağışlanma ne de kutsallık olduğunu vurgulamakta ve ister Türk (Müslüman), Yahudi ya da putperest, isterse sahte Hıristiyan (Katolik) veya ikiyüzlü olsun,
Sayfa 113 - İsam Yayınları
Tarih
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Luther: Katolik Tenkidi (!)
Orta Çağ'da kilisenin dini alanın yanında, sivil alanda da otoriter bir güç olarak ortaya çıkması ve siyasal, askeri ve ekonomik alanda örgütlenmesi, reformistlerce şiddetle eleştiri konusu yapıldı. Örneğin Luther, papalığın yüzyıllar boyu sürdürdüğü yapısıyla hem Tanrı'nın hem de dünyevi iktidarların egemenlik alanına tecavüz etmekte olduğunu vurguladı. Geliştirdiği iman, tövbe, günah itirafı ve endüljans anlayışıyla Katoliklik, yalnızca Tanrı'ya ait olması gereken bir alana el atmakla kalmamakta, oluşturduğu siyasal yapı, mahkeme ve askeri birliklerle ve ilan ettiği savaş çağrılarıyla sosyal ve siyasal alanda da egemenlik/otorite yetkisini kendisinde toplamaktaydı. Böylelikle Kilise, ona göre, her alanda tanrısal gücü temsil hakkını kendisinde görmekte ve dolayısıyla da kendi egemenlik iddiasını sorgulayanları veya hemen her konuda, dogmatik düşüncelerine karşı (veya alternatif) görüş ileri süren düşünür, aydın, sanatçı ve teologları dindışı ilan ederek yargılamaktaydı. Papalığın bu yapısı, Pavlus'un öğretileri arasında da vurgulanan, tanrısal gücün sosyal ve siyasal alanda temsilinin dünyevi iktidarlara bırakıldığı ve bütün yönetimlerin Tanrı tarafından tesis edildiği, dolayısıyla meşruiyetlerini tanrısal iradeden aldıkları anlayışına aykırıydı. Bu nedenle Luther, Papalığın tavrını, asil Hıristiyan öğretisinden bir sapma olarak değerlendirdi. Ona göre Kilisenin/Papalığın dünyevi alanda inisiyatif kullanma hakkı yoktu; dolayısıyla Papa'nın ve kilise kurumunun (din adamlarının) vergi toplama, insanları yargılama, herhangi bir şahsa ya da topluma savaş açma gibi konularda inisiyatif kullanması, bir haddini aşma eylemiydi. Luther bu görüşlerini her vesileyle dile getirdi. Örneğin, Haçlı Seferleri'nde Papalığın tutumunu eleştirdi. Ancak burada eleştirdiği husus, Haçlı
Sayfa 112 - İsam Yayınları
Tarih
Günah
Hıristiyanlığın günaha ilişkin en dikkat çekici özelliği, aslî ya da "ilk günah" konusundaki yaklaşımıdır. Pavlus, Romalılara Mektup'unda (5/12) "Günah bir insan yoluyla, ölüm de günah yoluyla dünyaya girdi. Böylece ölüm bütün insanlara yayıldı. Çünkü hepsi günah işledi" demektedir. Bununla o, Tekvin kitabın da anlatılan Adem'in Cennet'te işlediği ilk günah nedeniyle, günahın bütün insanlara geçtiğini ya da soyundan gelen tüm insanların Adem'in günahına bir şekilde ortak olduklarını vurgulamaktadır. Erken dönem kilise yazarlarından Tertullian, asli günah öğretisi bağlamında bebekleri de günahkar olarak görmektedir. Hıristiyan teolojisinde asli günah inancı kapsamlı bir öğreti olarak Augustine tarafından geliştirilmiştir. Augustine, asli günahın Adem'den miras olarak tüm insanlığa geçtiğini ve her doğan kişinin günahkar olarak doğduğunu vurgulamıştır.
Sayfa 109 - İsam Yayınları
Tarih
Çarmıh Öğretisi ve Kurtuluş
Çarmıhta ölme, Yeni Ahit metinlerinde tanrısal irade tarafından takdir edilen bir olay olarak tanımlanır; zira incil yazarlarına göre İsa, daha tutuklanmadan önce, başına gelecek çarmıh hadisesinden haberdardır. (Mark.10/33-34) Âdem'den kaynaklanan günah ve ölümün tutsağı olan insanların kurtulması ve hukuk-günah-ölüm boyunduruğundan sıyrılarak ebedi hayata kavuşması için Tanrı, biricik oğlunu günah tutsaği bir insan suretinde yeryüzüne göndermiş ve daha sonra onun çarmıhta acı çekerek ölmesine razı olmuştur. İsa'nın çarmıhta ölmesi, insanlık tarihinde bir devrin, hukuk ve günaha bağımlılık döneminin kapanmasını ve yeni bir devrin, yani iman ve sevgi aracılığıyla kurtuluş döneminin başlangıcını simgeler. Tanrı'nın öz oğlu olan Mesih, "günahkar insan suretinde günaha kurban olarak" gelip günahı insan benliğinde yargılamış (Rom. 8/3), günahın gücünü kırabilmek amacıyla kendisinin hukuk tarafından bir günahkar addedilip çarmıha gerilmesine razı olmuş ve ölümüyle insanları tanrısal hukukun lanetinden (insanı günaha ve ölüme mahkum ederi ilahi hukuk bağından) kurtarmıştır (Gal. 3/14; I Kor. 15/3). Kurbanlık kuzu olan Mesih, insanların günahtan kurtuluşu için kurban edilmiştir (I Kor. 5/7). Mesih'in çarmıha çivilenip öldürülmesiyle Tanrı, kurallarıyla insanların aleyhine işleyen yazılı anlaşmayı (hukuku) da çarmıha çivileyip ortadan kaldırmış; böylece bu çağın yönetimlerinin ve hükümranlıklarının en güçlü silahını ellerinden alarak onları yenmiştir (Kol. 2/14-15). Çarmıhla birlikte Tanrı, insanlığa ve yeryüzüne olan sevgisini ifşa etmiş, insanlık için yeni bir ahit dönemini başlatmıştır. Nitekim çarmıhta ölüp mezara gömülen İsa Mesih de yeniden dirilerek günahtan dirilişin ve ebediliğin kapılarını açmıştır. Yeni Ahit'te "Mesih'in çarmıhına düşman" olanlar kınanmaktadır
Sayfa 100 - İsam Yayınları
Tarih
Mesih inancı
İsa, tanrısal Oğul'un, insanlığın kurtuluşu için bedenleşmiş halidir. "Görünmez Tanrı'nın görüntüsü, bütün yaratılışın ilk doğanı odur. Nitekim gökte ve yeryüzünde, görünen ve görünmeyen şeyler, tahtlar, egemenlikler, yönetimler ve hükümranlıklar. her şey onda yaratıldı. Her şey onun aracılığıyla ve onun için yaratılmıştır. Her şeyden önce var olan odur ve her şey varlığını onda sürdürmektedir" (Kol. 1/15-17). Rab İsa Mesih, tarihsel İsa'nın aksine, varlık öncesi var olan (pre-existant) tanrısal bir varlıktır (1 Kor. 8/6; Filip. 2/6); "Tanrı oğlu"dur (Rom. 1 :3, 5: 1 0; Gal. 2/20, 4/4; 1 Sel . 1/10). O, her şeyden önce var olandır ve her şey onun aracılığıyla yaratılmıştır. Oğul İsa Mesih, görünmez tanrının görüntüsü, gücü ve hikmetidir (Kol. 1/15-18; 1 Kor. 1/24); Baba Tanrı, insanlığı "karanlığın hükümranlığından kurtarıp sevgili Oğlunun egemenliğine" aktarmıştır (Kol. 1/13) . Ayrıca Pavlus'a göre, Rab İsa. Baba Tanrı'yla insanlar arasında aracı bir varlıktır: "Söylediğiniz ve yaptığınız her şeyi Rab İsa'nın adıyla, onun aracılığıyla Baba Tanrı'ya şükrederek yapın" (Kol. 3/17). Mesih'in bedeni sembolizmi de dikkat çekicidir. Mesih'e inanan ve bazı ritüelleri yerine getiren fertlerin, Mesih'e katıldığını ve onun bedeninin birer üyesi haline geldiklerini düşünmektedir: "Bedenlerinizin Mesih'in üyeleri olduğunu bilmiyor musunuz? ... Rab'le birleşen kişi, onunla tek bir beden olur" (1 Kor. 6/15-17). Pavlus, Mesih'e iman edenlerin Tanrı'dan kutsal ruhu aldıklarını, dolayısıyla onların bedenlerinin, içlerinde bulunan kutsal ruhun tapınağı olduğunu da ileri sürer (1 Kor. 6: 1 9). Böylelikle ona göre, inananlar Mesih'le Mesih bedeninde birleşmekte, bir bütün oluşturmaktadır. İmanın ifadesi olan Kutsal Ruh'u içinde taşıyan her beden, nasıl bireysel birer tapınak ise,
Sayfa 95 - İsam Yayınları
Tarih