Ali

Ali
@_alirkll_
Mülâhâzâ .. | pexels.com/@alirkall
Baba - Oğul İlişkisi
Hıristiyan kutsal metinlerinde Baba ve Oğul ile ilgili vurgular karşılaştırıldığında, Oğul'a yönelik ifade ve tanımlamaların Baba ile ilgili olanlardan çok daha yaygın olduğu dikkati çeker. Baba ile ilgili ifadelerde ise özellikle iki husus ön plana çıkar. Bunların ilki Baba ile Oğul arasındaki ilişkiye yöneliktir. Her ne kadar Hıristiyan geleneğinde Baba ile Oğul'un aynı tanrısal öze/cevhere sahip oldukları vurgulansa da mezhepler arasında zaman zaman bu ikisinin birbirine karşı konumları açısından bazı farklı görüşler savunulmaktadır. Örneğin, Katolik geleneği, Baba ve Oğul da dahil, teslisin her bir unsurunu Tanrı inancı açısından aynı oranda vurgulamaya çalışırken. Ortodokslarda Baba'nın daha fazla vurgulandığı görülür. Diğer taraftan Baba ile Oğul arasındaki en temel ilişki "sevgi" yönüyle belirir: "Baba Oğul'u sever ve her şeyi O'na emanet etmiştir" (Yuhanna, 3/35). İkinci husus ise, Baba'nın, Oğul'un konumuna ve mesajına yönelik fonksiyonudur. Oğul'un inkarnasyonu bağlamında Baba'nın Oğul'u göndermiş olduğu vurgulanır. Oğul'un ikinci kez yeryüzüne geldiğinde, Mesih'in her yönetimi, her hükümranlık ve gücü ortadan kaldırıp, egemenliği Baba'ya teslim edeceği belirtilir. Buradan anlaşılacağı gibi, Hıristiyanlığın "Mesih merkezli" bir din olmasıyla ilgili direk.
Sayfa 77 - İsam Yayınları
Tarih
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hıristiyanlıkta yüce tanrı "Baba/Abba" olarak nitelenir. Bu niteleme aslında Yahudi (ve dolayısıyla Tanah) metinlerinde her şeyi yaratan yüce tanrı bazen Baba olarak nitelendirilmektedir. Tanrının kastedildiği, "babamız veya babam" gibi ifadeler, İsrailoğullarının ya da Kral Davut'un diliyle aktarılmaktadır. Bu kullanıma paralel olarak Sinoptik İncillerdeki İsa'yla ilgili deyişlerde de tanrıdan Baba nitelemesiyle bahsedildiği görülür. Örneğin o, "Yeryüzünde kimseye baba' demeyin. Çünkü bir tek babanız var, O da göksel babadır" (Matta, 23/9) demekte; yaklaşan sonu , melekler ve oğul dahil, babadan başka hiç kimsenin bilemeyeceğini ifade etmekte (Markus, 13/32) ve yaşamının sonlarına doğru tanrıya "baba, baba" diye yakarmaktadır (Markus, 14/36). Bu konuda incillerde geçen İsa'nın meşhur "bağ kiracıları" benzetmesi de dikkat çekicidir (Markus 12/1-12 ; Matta, 21/33-46; Luka, 20/9-19). Bu pasaja göre İsa, yeryüzünü ve insanlığı bir bağa, Tanrı'yı bağ sahibi olan babaya, kendisini ise bağ sahibinin mirasçısı olan oğluna benzetir. Öte yandan muhaliflerini de, bağı kiralayan, ama sonra onu sahiplenerek bağ sahibinin oğluna karşı çıkan ve onu öldüren kimselere benzetmektedir.
Sayfa 76 - İsam Yayınları
Tarih
Günümüz Hıristiyanlığı , teslisin unsurlarının aynı tanrısal cevhere/öze (ouisia) sahip olduğunu; bu yönüyle birbirlerinden ayrı olmadıklarını belirtir. Baba'nın yaratıcı ve yönetici, Oğul'un kurtarıcı ve yargılayıcı, Kutsal Ruh'un ise inayet ve ihsan edici olma özellikleri ön plana çıkarılır. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh üçlemesine dayalı tek Tanrı inancını ifade etmek üzere hypostasis (şahıs, unsur, görünüm) terimi kullanılmaktadır. Bu terim, Arapça'da uknûm (Yunanca gnome) olarak karşılık bulmuştur. Böylelikle Hıristiyanlık, inanılan tek tanrıyı "üç uknumlu tek tanrı" olarak nitelemektedir. Bu bağlamda uknumlarla (Baba, Oğul ve Kutsal Ruh ile) ilgili olarak "ne birbirinden gayrı, ne de birbiriyle aynı" ifadesi; bunların tanrısal cevher/öz ya da ousion açısından birbirinden ayrı olmadığını, hepsinin bir ve aynı cevher olduğunu; ancak uknum ya da "fonksiyonel şahıslık" açısından farklı olduklarını anlatmaktadır.
Sayfa 75 - İsam Yayınları
Tarih
Baba ve ilahi oğul ayrımına dayalı bir teoloji , Hıristiyanlık öncesi dönemlerden beri Pavlus'un doğduğu bölgede yaygın olarak bilinmektedir. Zira Yunanlıların Zeus'una tekabül eden "ilahi baba" Baal ile "ilahi oğul" olarak nitelenen Sandan inancı, Hıristiyanlık öncesi dönemde Tarsus'ta yaygındır. Günümüzdeki teslis inancının IV. yüzyıldan itibaren Hıristiyan kredosunda yer aldığı bilinmektedir. Bununla beraber teslisle ilgili vurgular II. yüzyıldan itibaren kilise babalarının eserlerinde yer almaktadır. Örneğin II. yüzyıl ortalarında Justin Martyr'de teslisin ilk izlerine rastlanır. Justin Martyr, Birinci Apoloji'sinde (The First Apology, 6) Baba'dan, ondan çıkan Oğul'dan, iyi meleklerden ve Ruh'tan bahsetmekte, bunlara tazimde bulunduklarını vurgulamaktadır. Il. yüzyıl sonlarında Antakyalı Theophilus ise Tanrı'ya ilişkin üçleme ya da teslis terimini ilk kullanan Hıristiyan ilahiyatçı olarak bilinir. Ancak bu dönemde de teslise dair net bir yaklaşım ortaya konulmamıştır. Teslisin geleneksel anlayışı ancak IV. yüzyılda şekillenebilmiştir.
Sayfa 74 - İsam Yayınları
Tarih
Yeni Ahit metinlerinden Sinoptik incillerde ilahi üçlemeye yönelik tek ifade, Matta İncili'nde geçen, "Gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin. Onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla vaftiz edin" (Matta, 28/19) ibaresinde yer almaktadır. Teslisin unsurlarının açıkça bir arada zikredildiği bu ifadenin, bu incilin genel yapısıyla pek uyumlu olmadığı ve muhtemelen İsa sonrası teslis inancının ortaya çıktığı bir dönemde incil metnine dahil edildiği yönünde çeşitli tartışmalar yapılmaktadır. Günümüz Hıristiyan teolojisinde formüle edildiği şekilde bir teslis inancına, Pavlus'un mektuplarında rastlamak güçtür. Pavlus, Korintlilere İkinci Mektup'unda ( 13/14 ) İsa Mesih , Tanrı ve Kutsal Ruh'u yan yana zikretmiş olsa da, bunun teslise yönelik bir atıf olduğunu söylemek kolay değildir. Pavlus teoloj isinde, bir üçlemeden ziyade, Baba Tanrı ve Tanrısal Oğul olan Rab İsa Mesih ikiliği görülmektedir. Örneğin Pavlus, birden fazla Tanrı olmadığını vurguladıktan sonra şunu dile getirir: " . . . Bizim için tek bir Tanrı Baba vardır. O, her şeyin kaynağıdır ve biz onun için yaşarız. Tek bir Rab vardır, o da İsa Mesih'tir. Her şey onun aracılığıyla yaratıldı. biz de onun aracılığıyla yaşarız" (1 Kor. 8/5-6).
Sayfa 72 - İsam Yayınları
Tarih