Ali

Ali
@_alirkll_
Mülâhâzâ .. | pexels.com/@alirkall
Ameldeki faaliyet rastgele olmayıp yönlendirilmiştir. Diğer bir ifadeyle belirli bir gayeyle zapt u rapt altına alınmıştır. Amele yön veren bir gaye bulunmadan amel meydana gelmez. İşte bu yön veren gayeye kasıt denilir. Şu halde gaye olmadan amel olmaz. Kasıt ise amelin ruhudur. Ancak insanın yaptığı her kasıtlı amel insanın yaradanı göstermesini sağlamaz, aksine kastın kastedilene (maksûd) dönük salt yönelişten (inbi’âs) çıkıp o kastedileni gösterme iradesine yükselmesi gerekir. Dolayısıyla kasıt, amelin yapısından bir unsursa, bizatihi kendisi bir ameldir. Şu kadar var ki kasıt, amel gibi dış organlarımızı hareket ettirmeyen bir iç ameldir. Çünkü kalbin amellerinden biridir. Kastedileni gösterme iradesi sebebiyle yönelişten ibaret olan bu kasıt türüne niyet denilmiştir. Dolayısıyla niyet kastedeni kendi iradesiyle kastettiğine alamet kılar. Öyleyse niyet eden de, kastettiğini iradeli şekilde gösteren kimsedir.
Sayfa 29 - Pınar Yayınları
Felsefe
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
''Amel nedir?" diye soran kimse "Nasıl bir ayet olurum?" diyen gibidir. Zira Yaradan'ı bilmeyi şart koşan amel, ilimden dönüşmüştür. İlim kelimesinin sözlük anlamıysa bilinene işaret etmektir. Böylece amel bu dönüşüm gereğince, bilinenin işareti konumundadır. İnsan amelde bulunmak için yaratıldığına göre amelin kendisine işaret ettiği bilinen, ancak yüce Yaradan'dır.
Sayfa 28 - Pınar Yayınları
Felsefe
Amel, insanın kendi iradesiyle Yaradan'ı göstermesi için Yaradan'ın insanı kendisiyle desteklediği araçtır. İnsan, Yaradan'ına dönük özgür işaretinden pay aldığı ölçüde insanlıktan nasiplenir.
Sayfa 28 - Pınar Yayınları
Felsefe
İnsan, tıpkı alemdeki diğer varlıklar gibi yüce Yaradan'ını gösteren bir ayet, başka bir ifadeyle işarettir. İnsan var edilmek ve Yaradanı göstermek bakımından alemdeki diğer varlıklarla ortak olsa da, onu göstermesinin gereği ödevler itibarıyla diğerlerinden ayrılır. Buysa, insanın kendindeki ve dış dünyadaki işaretleri görüp anlamasını gerektirir ki bu anlayış, kişiyi Yaradan'ına iman etmeye götürür. Bununla da kalmaz, onu gösteren bir işaret niteliğiyle konumunu yükseltmesini gerektirir. Bunu yapmasının yegane yolu, kendi iradesi ve seçimiyle işe koyulmaktır. Buradan anlaşılıyor ki iman ameli gerektirir ve dolayısıyla ancak iman edenin ameli vardır ve imansız amel boşunadır.
Sayfa 26 - Pınar Yayınları
Felsefe