Ali

Ali
@_alirkll_
Mülâhâzâ .. | pexels.com/@alirkall
Resûl-i Ekrem Cenâb-ı Allah’ın, “Ben sâlih kullarım için hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir beşerin hayal edemeyeceği şeyler hazırladım” buyurduğunu ifade ettikten sonra Secde sûresinin 17. âyetini okumuştur. (Buhârî, “Tefsîr”, 32/1).

gül

@guliranaa
·
"Hiç kimse kendisi için gizlenen müjde ve mutluluğu bilemez." |Secde'17
Din
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hayat, istediğini değil; ihtiyacın olanı sana verir..
Düşünce
İnsan bilgisiz, bilgi düşüncesiz, düşünce dilsiz tecelli etmez. Dilden düşünceye, düşünceden bilgiye, bilgiden insana gideriz, İnsana ulaşmak için "dil"den yola çıkmak bir mecburiyettir. Dil her şeyi anlatabilmek veya her şeyi anlayabilmek için bize üç kelime veriyor: Ben, Sen, O. İnsanın her şeyden önce "Ben" demesi imkânsızdır. Çünkü insanın kelimeleri kullanacak kesinliğe ulaşmadan önce, kelimeleri kullanabileceği bir ortamı kavraması gereklidir. Memedeki çocuk, hem kendinin hem annesinin varlığı konusundaki kesinliğe varmadan aralarındaki ilişkiye bağlı olduğunu anlar. Yani ortaya "Ben" çıkmadan önce bir "Sen-Ben" bütünü vardır. "Sen" ve "Ben" birbirinden ayrılırken, önce farkedilen "Sen"dir. Çünkü herhangi bir belirtinin dışa vurulabilmesi için bir algılayan olması gereklidir. Gösterme, insanın yaptığı ilk anlamlı harekettir. Gösterme ancak "Sen'e doğru, "Sen" için yapılabilir. Çocuk ister kendisiyle ilgili bir belirtiyi, ister "Sen" ve "Ben" dışında bir "Şey"i göstersin bunu ancak "Sen"i hesaba katarak yapar. Çünkü insan olarak bir algılayan ol- duğunu anlamadan hiçbir şeyi, kendimizi bile kesinleştiremiyoruz. Önce "Sen-Ben"i biliyorum. Sonra "Sen"den "Ben"i ayırıyorum. "Sen", "Ben"den uzaklaştıktan sonra "O" tanınabiliyor. Demek ki sıralama "Sen", "Ben", "O" biçiminde olursa doğru sıralama olur. "Ben", "Sen"den uzaklaştıkça "Ben", "Sen"i ve "O"yu aynı uzaklıktan görmeye başlar. Burada kesin bir yol ayırımı vardır. "Ben-Sen-O" ortaya çıktıktan sonra "Ben-O" yönünde giden, "Bilim'e, "Ben-Sen" yönünde giden, "Bilgi'ye ulaşır.
Sayfa 212 - Tiyo Yayınları
Felsefe-Düşünce
Bilimin dünyasında yaşayan bizler bilhassa dünyada bulunmuyoruz, bilhassa insan değiliz ve bizimle ilgili çevremizde olup bitenler bilhassa cere- yan etmiyor. Bütün bu sonuçlar bilimi mümkün kılan ön-kabullerden doğuyor. * Eğer dış dünyadan bağımsız bir "ben'e sahip olduğumuzu düşünmeseydik bilim olmayacaktı. * Eğer başka insanların kendimiz gibi olduğunu düşünmeseydik bilim olmayacaktı. * Eğer zihnimizin de başka insanlarınki gibi çalıştığını düşünmeseydik bilim olmayacaktı. Ama bilim oldu ve bizim dış dünyadan kesin çizgilerle ayırmak istediğimiz "ben"imizi, alelâdeleştirdi. Bilim oldu ve kendimiz gibi saydığımız başka insanlar da bütün başka varlıklar gibi, bütün başka varlıklar kadar alelåde duruma düştü. Bilim oldu ve başka insanlarınki gibi çalıştığını kabul ettiğimiz zihnimizin çalışma tarzını tek biçime, makinaların çalışma tarzıyla karşılaştırılabilecek alelâde bir biçime indirgedi. Bugün bilimin dünyasında yaşıyoruz. Ne var ki bilimin dünyasının ömrü, anayurdu olan Avrupa'da bile 400 yı aşmıyor. İnsanlar bilimin dünyasının mutlak hakimiyeti alunda yaşamadan önce bilginin dünyası içinde yaşıyorlardı ve bilginin dünyası bir hâkimiyet ilişkisi ihtiva eden cinsten değildi.
Sayfa 211 - Tiyo Yayınları
Felsefe-Düşünce
Bilimin dünyasında insanlar yemek yemezler, fakat "beslenirler"; uyku uyumazlar, fakat "dinlenirler"; çalışmazlar, fakat "mesai yaparlar." Bilimin dünyasında insanların evleri yoktur, fakat "konutları" vardır; aileleri yoktur, fakat "micro social" "çevre"leri vardır; dinleri yoktur, fakat "ideoloji"leri vardır. En önemlisi bilimin dünyasında insanlar ölmezler, fakat "yok" olurlar veya "boyut değiştirirler."
Sayfa 208 - Tiyo Yayınları