“Bana göre, hayat bir dizi rastlantı ve bizim o rastlantılarla birlikte nasıl varolduğumuz ya da olmadığımız. Önce günaydın, sonra biraz haz, biraz acı, biraz aşk, biraz hayal kırıklığı, biraz sıcaklık, biraz yalnızlık, biraz boyun eğme, biraz başkaldırı ve ardından iyi geceler” diyor kitabın sonunda Engin Geçtan.
Kitabın ilk sayfaları biraz sıkıcı gelebilir çünkü atom parçacığı, kuantum fiziği gibi konulardan başlamış. Ben biraz tedirgin devam ettim ama ilerleyen sayfalarda Engin Geçtan’ın sohbet eder nitelikte anlatımlarını okuyunca tamam dedim şimdi oldu :)
Bölümlerden birine bir şarkıdan alıntı olarak “The Shadow of Your Smile” diyerek başlıyor Engin Geçtan ve gölge kavramını derinlemesine ele alıyor. Gölge deyince ilk akla gelen tabii ki Carl Gustav Jung olur. Ondan da alıntılar yaparak konuyu anlatması elbette kaçınılmaz olurdu.
Bu kitap, aslında hepimizin zaman zaman içine düştüğü düşünceleri, kaygıları, yalnızlık hissini ve hayatın üzerimize yüklediği “olması gerekenleri” sorguluyor. Hayatın tam ortasında kendinizi bulmak istiyorsanız, bir anlam arayışı içerisindeyseniz, insanın kendine nasıl yabancılaştığını bilmek, egoya, narsizme ve daha fazlasına bir de psikiyatrist gözüyle bakmak isterseniz mutlaka okumalısınız.
Kitabı konsantrasyonunuzun en yüksek olduğu anlarda okumanızı tavsiye ederim. Bu kitaptan önce de yine Engin Geçtan’ ın İnsan Olmak kitabını okursanız “İnsan ve Hayat” ikilisini daha iyi anlamanızı sağlayacaktır. Normalde 181 sayfa olması sebebiyle 2 günde bitirilebilecek bir kitap ancak o kadar sürede okuyup bitirmeyi beklemeyin. Zira bazı yerleri yeniden okumak ve içselleştirmek, üzerinde durup düşünmek gerekiyor.