Bir oturuşta bitirilecek bir kitap için güzel bir seçim. Sanki Üsküdar sahilde oturuyorum da gün batımını seyrederken yanıma uzun siyah paltolu bir adam-başgil- yaklaşıyor ve elindeki çaylardan birini bana doğru uzatarak sohbet havasında geçen bu kitabı konuşuyor. Adından da anlaşılacağı üzere "baş başa" bir muhabbet tadı veriyor.
Kitap başarısızlığın nedenlerinden ve bununla başa çıkma metotlarından bahsederek başlıyor. Ve insanların fıtraten iyi ve kötü huylarıyla birlikte doğduğunu ve doğru yönlendirmeler ile insanın huylarının iyiye doğru geliştirilebileceğinden bahsederek devam ediyor. Ve kulağa küpe olacak nasihatlerde bulunarak sonlanıyor.
İrade bir kas gibi aslında, küçük küçük başlayan hareketler tekrarlandıkça değiştirilmesi zor alışkanlık halini alıyor. İradeyi doğru bir alışkanlığa dönüştürmek çok önemli bu yüzden. Çünkü alışkanlıklarımız sadece bedenimizi değil ruhumuzu da etkileyen şeylere dönüşüyor zamanla.. Hadi bedensel tahribatlar neyse, onlar bir şekilde toparlanıyor da ruhsal tahribatların toparlamak bayağı emek istiyor.
Her ne kadar genele hitap etse de özellikle liseye hazırlanma yada lise yıllarında okunduğunda daha faydalı olacağı düşüncesindeyim. Ama kitap bence daha vurucu olabilirdi. Daha sarsıcı; uyandırma ve harekete geçirme noktasında daha iyi olabilirdi.
Gençlerle BaşbaşaAli Fuad Başgil · Yağmur Yayınları · 202419,2bin okunma
Ne kadar uzun sürmüş bitirmem. -ama olsun bu süreçte yaşadığım onca şeyden ötürü kendimi affettim bile-
Evet yine bende bir sorun olduğunu düşündürten ve "neden şimdiye kadar okumadım" dedirten bir kitap. Felsefi yoğunluğu olduğu için dönüp dönüp tekrar tekrar okuduğum ve yer yer sıkıldığım olduysa da, ileride muhtemelen yeniden okuyacağım bir kitap.
Kitap bana İsmet Özel'in "Evet İsyan" ve "Kan Kalesi" şiirini hatırlatıp durdu. Ve Dücane'nin Daire'ye Dair'ini de anımsattı. Okuduğum şeyler arasında bir ilişki yakalamak bana oldum olası hakikatten bir parça bulmuşum hissi yaşatıyor. Gözlerim büyüyor -beynim %90 cpu ile çalışıyor-
Kitap ahlak problemiyle başlıyor ve bir isyan nidası ile son buluyor. "Evet, İsyan" deyip, Kan Kalesi'nin son kısımlarını bırakayım:
Sen şimdi sevincimin akranısın,
ey kanıma çakıllar karıştıran isyan.
doğrusu seni toprağı eller gibi sevdim
yaralarımı onduranımsın
yatağımı hiç boş bırakmayan
Yüzümü ellerimle yine kapayayım mı?
Kurtuluşumuzu getirecek olan bir ilahi lütuf, bizden bin fedakarlık ister. Bizim bir lütfa ermemiz için bin fedakarlık gerekir ve fedakarlığı isteyebilmemiz için de bin ilahi lütuf lazım gelir.