Dikkati sürekli 'dışarıda' olanın, içeride olan bitenlere hızla yabancılaşması kaçınılmazdır. Bir süre sonra artık içeride, zihinde, ruhta, hatta bedende olan bitenlerin farkındalığı kaybolmaya başlar. Şişkinlikten patlayacak bir yemeği yemeyi 'zevk', kafayı bulandıran bir sıvıyı içmeyi 'keyif', zihnimizi hazır dizi senaryolarına esir etmeyi 'dinlence', kendimizi kaybedercesine zamanı ve benliğimizi unutmayı 'eğlence', vicdanımızı kanatan haksız kazanımları 'başarı' diye bile nitelendirebiliriz. Ayırt edememenin, farkında olamamanın bedelleri çok ağır olabilir.
Tavsiyem: Öncelikle insanlara güven. Güven, en güzel başlangıçtır. Yanılırsan ne gam, yeni bir şey öğrenirsin. İnsana dair tüm sorunlarımızın, tüm zorbalıkların, tüm katliamların ve bitmeyen güç arayışlarının altında güvensizlik yatar. Güven, kalplerin kilitlerini açar. Güvenilir ol ki güvenebilesin. Şimdi, en kısa zamanda, etrafındaki insanlara "sabırla" yepyeni birer şans ver ve mucizelerin birer birer önüne dökülüşünü izle ...