Ölecek kadar acı çekiyor, gene de çocuklarından korkuyor. Çocukluğunda anne babadan kork, gençliğinde karından kocandan kork, yaşlılığında çoluk çocuğundan kork. Korkusuz gün yüzü yok insana.
Nasıl bir toplum baskısı varsa üzerimizde, genç yaşımızda göçtüğümüze, sevdiğimize kavuşamadan öldügümüze yanmıyoruz da hâlâ yakalanacağız da rezil olacağız diye üzülüyoruz.
İnsanın hatasını kabullenmesi hiç kolay değildir. Başka birçok beceri gibi bunu da çocuklukta edinip, ileriki yaşlarda geliştirdiğimizi düşünüyorum. Eğer çocukluğumuzda hatalarımız yüzünden azarlanmak yerine davranışımızın neden uygun olmadığı ya da tehlikeli olduğu bize sevecenlikle anlatılmış olsa, kendiliğimizden pişmanlık duyar ve insanın hatasız olmadığı bilgisini içselleştirirdik. Oysa ana babamız tarafından en ufak bir hata nedeniyle cezalandırılmışsak hataları kabul etmenin ana babamız bizi sevgiden yoksun bırakacağı için riskli olduğu mesajını almış olurduk. Bu deneyim ardında sürekli suçluluk duygusu ve korkular bırakır.