Burçinn

Burçinn
@_burcinnk
Oldukça cahilimdir ama epey okurum
İnsan doğası, kendisi için bir yaşam üslubu geliştirip onu pekiştirmesini sağlayacak çok çeşitli olanağa sahiptir; bunların en önemlilerinden biri de kendisine el uzatacak duyguları ruhunda uyandırma yeteneğidir. Gece gündüz bu işle uğraşıp durur insan ama geceleri belki bu işe daha bir canla başla sarılır.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Benzetmelerden yararlandığımızda her seferinde mantığa aykırı bir şey, duygusal bir şey sızar işin içine. Küçümsediği birine ateş püsküren kişi şöyle diyebilir: "Bir solucandan farksız. Ayağının altına alıp ezeceksin adamı!" Böyle bir benzetmeyle içindeki öfkeyi besleyip büyütmeye çalışır. Benzetmeler dilde yararlanılan olağanüstü araçlardır ama bunlara başvurmamız, her zaman kendi kendimizi aldatma tehlikesiyle bizi yüz yüze getirir. Yunan yiğitlerinin savaş alanında nasıl aslanlar gibi ileriye atıldığını anlatan Homeros, bu betimlemeleriyle olağanüstü güzellikte bir tablo sunar bize. Bu tablo karşısında, onun gerçekte toza toprağa bulanmış bu zavallı askerlerin savaş alanında nasıl sürüne sürüne ilerlediğini dile getirmek amacını güttüğünü düşünebilir miyiz? Hayır, Homeros bizden askerleri hayalimizde aslanlar gibi canlandırmamızı ister. Askerlerin gerçekte aslan olmadıklarını biliriz ama ozan, askerlerin nasıl güçlükle soluduklarını kan ter içinde kaldıklarını nasıl yeniden cesaretlerini toplayıp ileriye atılmak ya da bir tehlikeden kaçmak için zaman zaman durakladıklarını, silahlarının nasıl eski şeyler olduğunu ve daha buna benzer bir sürü ayrıntıyı anlatsaydı, anlattıkları bize hiç de çarpıcı gelmezdi. Benzetmelerden yararlanılmasının nedeni, bunların güzel olmaları ve hayal gücümüz üzerinde uyarıcı etki yapmalarıdır. Ancak şunu belirtelim ki hatalı bir yaşam üslubuna sahip kişinin benzetme ve simgelere başvurması her zaman sakıncalıdır.
Düşün ödevi, karşımıza dikilen güçlükleri göğüsleyip bir çözüme kavuşturmaktır. Artık uykuda usumuzun güçlüklerle nasıl başa çıkmaya çalıştığını yavaş yavaş görebiliriz. Durumu tümüyle kavrayamadığımız için, güçlükler düşte, olduklarından daha hafif gelir bize, düşte sunulan çözüm de bizden fazla bir çaba göstermemizi beklemez. Demek oluyor ki düşün ödevi, düşü görenin yaşam üslubunu destekleyip pekiştirmek ve içinde bu üsluba uygun duyguları uyandırmaktır. İyi ama neden desteklenmeye gereksinim gösterir yaşam üslubu? Ona kim ne yapabilir ki? Yaşam üslubuna zarar verebilecek güçler gerçeklik ve mantık olabilir ancak. Dolayısıyla düşlerin amacı, yaşam üslubunu mantığın beklenti ve zorluklarına karşı korumaktır. Buradan yola koyularak ilginç bir sonuca ulaşabiliriz: Mantığın yasalarına uygun olarak çözemediği bir sorun karşısında bulunan kişi, düşlerinin ruhunda uyandırdığı duygulara başvurarak kendini güçlendirebilir.

Burçinn

, bir kitap okudu
Puan vermedi·83 syf.·
2025 50. kitabı
Epiktetos
8.6/10 · 2.896 okunma

Burçinn

, bir kitap okudu
Puan vermedi·130 syf.·
2025 49. kitabı
Anonim
8.3/10 · 7bin okunma