Boğazı gıcıklandı. Yanına yönüne akındı. Kimseciklerin olmadığını anlayınca, bir boşandı, bir şandı... Çoktandır, belki yirmi yıldır böyle ağlamamıştı.
"Ben de senin gibiyim," dedi. "Her şeyi hatırlıyorum." Bir saniyeliğine durdum. Her şeyi hatırlıyorsan eğer, demek geldi içimden, ve gerçekten benim gibiysen, o zaman, yarın gitmeden önce ya da tam taksinin kapısını kapatmak üzereyken, diğer herkese hoşçakal demişken, yaşamda söylenecek hiçbir şey kalmamışken, o zaman, sadece bu kez, bana doğru dön, sadece bir jest ya da sonradan aklına gelmiş bir şey olsa da, seninle beraberken benim için her şeyden değerli olan, o zamanlar yaptığın gibi, yüzüme bak, göz göze gel ve adınla çağır beni.
"Burası benim yerim. Yalnızca benim. Kitap okumak için buraya gelirim. Burada okuduğum kitapların sayısını bilmiyorum."
"Yalnız kalmayı seviyor musun?" diye sordu.
"Hayır. Kimse yalnız kalmayı sevmez. Ama yalnızlıkla yaşamayı öğrendim."