D.Çakır

D.Çakır
@_ehveniser_
Zekanın tavırlarını efendileştirmek için okumak zorundayız...
Cemil Meriç
Cemil Meriç
{ BİBLİYOFİL }
Laborant
Uludağ
Ben hâlâ avare!
289 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
Gördüğü halde görmeyen tüm körlere..
Puan vermedi·331 syf.·
2020 10. kitabı
Adı bilinmeyen bir ülkede arabasının direksiyonunda ansızın bir adam kör olur. Bu körlük bizim bildiğimiz körlüğe benzemez. Çünkü adam karanlığa değil beyazlığa gömülür. Ve bu körlüğün normal körlükten bir farkı daha vardır; bulaşıcı olması.. Bu durum yöneticileri korkutur ve körleri hemen eski bir akıl hastanesinde karantinaya alırlar. Körlere karantina boyunca iyi bir şekilde bakılacaklarına söz verilir. Lakin bu sözler tutulmaz zaten verilmeyen sağlıkçıların yanında bir de yiyecek sıkıntısı başlar. Pisliğin, açlığın, zorbalığın önsürdüğü karantina artık onlar için cehennem haline döner. Bu durum şuan dünyaca içinde bulunduğumuz virüs ile savaşımıza benziyor. Tıpkı Çin'in halkının kapısına mühürler vurması gibi ya da ABD'nin virüsten ölenlerin cesedini sokaklara atması gibi... Kitaplar bizlerin gerçek dünyadan kaçıp düşlediğimiz dünyayı tasarladığımız bir sığınaktır. Fakat kötülük o kadar çok sarmış ki dört yanımızı kendi tasarladığımız sığınağın içine bile sızdırabiliyoruz. İşte asıl körlük tasarladığımız sığınağa bile kötülük sızdırmak da olduğumuz bir dünyada yaşamaktır. Asıl körlük vicdanımızı görmemek, yok saymaktır. Yazarın da dediği gibi çocukken körlüğün nasıl olduğunu hissedebilmek için gözlerimizi kapatıp yürürdük. Eminim ki insanlar bu kitabı okuyunca bir kez daha bu deneyimi gerçekleştirecektir; tıpkı benim gibi...Gözlerimi kapattığım ilk anda aklıma bir daha kitap okuyamanın acısı düştü ve bir kez daha bu acıyı yaşayan tüm insanlara sabır diledim. Ve en iyi yazarlar empati yapan ve yaptıran insanlardır. Saramago gibi..
1000Kitap
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,7bin okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Serenad Für Nadia
Puan vermedi·484 syf.·
2019 7. kitabı
Bu dünya hiç değişmeyecek değil mi? Belki Maya Ayşe olmayacak, Mari Semahat olmayacak, Nadia Katharina olmayacak ama kadına hep dul, bekar, sarı saçlı, kırmızı saçlı vb. ifadelerle değer biçilmeye devam edilecek. Umarım ileride birgün biri bu incelemeyi okurda 'Yanıldınız, artık kadınlar, çocuklar, hayvanlar değerli' der. 'Artık kimse ötekileştirilmiyor, artık bütün canlılar değerli. Artık savaşlar yok. Artık kimse üstün olmayan ırkını ispatlamak için soykırım yapmıyor. Kimse gömüleceği bir avuç toprak için savaşmıyor.' der. Kitap İstanbul Üniversitesi’nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran(36) ABD’den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner’i (87) karşılamasıyla başlar. Ermenilerden, Mavi Alaydan, Adolf Hitlerin büyük vahşeti olan Yahudi Soykırımından ve soykırımdan kaçıp ülkemize gelen 190 bilim adamından bahseder. Kaçımız biliyoruz ki bu bilgiyi.. Kaçımız haberdarız atalarımızın yeni baştan kurduğu Cumhuriyet'e çok büyük faydaları olan bilim adamlarından. Bence büyük bir teşekkür borçluyuz onlara ve belki de kitapta da geçtiği gibi Adolf Hitlere ne kadar kızsakta ona da bir teşekkür borçluyuzdur..
Edebiyat
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,7bin okunma
Vicdanını yitirmiş bir dünyadan başka nedir ki Cehennem?
10/10
·398 syf.·
2019 1. kitabı
Yine en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş araştırılmış bir Ahmet Ümit kitabı.. (ve az da olsa araya sıkıştırılmış siyaset) Çocuk tacizcilerini öldüren, kurbanlarını öldürdükten sonra adeta bir sanatçı gibi mesaj verecek şekilde bir tablo oluşturan,12 rakamına takmış bir seri katille bizleri karşı karşıya getirmiş bu defa yazar. Yazarın her kitabında olduğu gibi bunda da acaba gerçekten yaşanmış mı ? demeden alamıyorsunuz kendinizi, gerçekten böyle bir seri katıl var mı? Böyle bir seri katili bilmem ama hepimizinde bildiği maalesef gerçekten böyle tacizcilerin var olduğunu bilmek can yakıcı. Ya seri katıl, gerçekten böyle bir seri katıl olmasını ister miydik ? Özellikle son zamanlarda ülkemizde hatta dünyada artan pedofiliden sonra. Aslında yazar bir bakıma bu konuya değiniyor; öldürmek çare mi ? Sorunun köküne inmek gerek diyor yazar nereden geliyor bu illet, odalara kapatmak, öldürmek vb. şeyler çözüm değil çözüm bulalım diye aslında bangır bangır bağırıyor yazar. Eğer anlayan varsa!..Yazarımızın tek bahsettiği bu canilik değil hepimizin içini burkan bir sorun daha var: Göçmenler.. Bir avuç toprak yüzünden savaşan canilerin ortaya çıkardığı suçlanan hor görülen göçmenlere de değinmiş yazarımız. Aslında Ahmet Ümit'e tam bir yazar gibi toplum sorunlarına göz yummayıp dile getirdiği ve çözüm arayışına girdiği için tebrik etmek gerek. Sizleri yine her kitaptaki gibi son sayfalara kadar bulunamayan katille başbaşa bırakıyorum. Mutlu okumalar dileyeceğim ama bu kitap için biraz zor gibi..
1000Kitap
Kırlangıç ÇığlığıAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201839,7bin okunma
10/10
·510 syf.·
2018 15. kitabı
Hasan Sabbah Alamut Kalesini Cennet bahçelerini daha iyi inşaat etmek için seçmiştir. Alamut kartal yuvası demektir. Sabbah da tıpkı bir kartal gibidir. Çok zeki, kurnaz, avına iyi odaklanan, dikkatli ve en önemlisi vahşidir. Kartalların yumurtlama döneminden sonra yavruların arasında en iri olan kartal kardeşlerini yer. Sabbah da belirli bir konuma geldikten sonra oğlunu, beraber büyüdüğü dostunu ve fedai diye adlandırdığı halkı idealleri için harcamıştır. Hasan Sabbah'ın ilk amacı insanları cahil olmaktan ve körü körüne inandıkları inançlardan kurtarmaktır.Ama amacının hiçbir işe yaramadığını hatta ona inanların bile yeni arayış içine giremeyecekleri kadar tembel olduklarını öğrenince kendine yeni bir amaç belirler. Bu defa amacı insanları kurtarmak değil kullanmaktır. Kendine Alamut kalesini seçer ve ince ince kendine göre inşa eder.Fedailere ayrılan bölüm ve insanlara inandıkları gibi bir Cennet olarak ikiye ayırır. Ve çizdiği idealli çok iyi şekilde gerçekleştirir. Hâla bu dünya da Hasan Sabbah gibi bir sürü örneğin var olduğunu unutmamalıyız. Bizlerde inandığımız şeylere körü körüne bağlanmayıp, tembellik etmeden araştırmalıyız. Akıllarımızı saygı duyduğumuz ve inancımıza yol göstermek isteyen insanların cebine koymamalıyız... Ve yazar da gerçek olaylardan sapmadan kendince çok güzel kurgulamıştır romanı. At gözlüklerimizi çıkararak okunması gereken bir roman olduğunu belirterek nokta koyuyorum:)
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201249,9bin okunma
10/10
·400 syf.·
2018 14. kitabı
Yazar öyle duygulu yazmış ki romanı, öyle güzel anlatmış ki Efendimizi bir an yazarında sahâbe olduğunu düşünebilirsiniz. Ve Ebû Eyyub (Eyyüb'ün babası Halid) öyle bir mihmandar(konukçu) ki Efendimizi sadece evinde değil kalbinde, aklında, her kelimesinde, tüm hayatında Efendimizi konuk etmiş. Bizler Ebu Eyyüb gibi mihmandar, Ebu Eyyüb'ün yardımcısı Hamed gibi mümin olamayız belki ama onlar gibi olmak için çabalayabiliriz. Onlara benzemek dileğiyle...
Mihmandarİskender Pala · Kapı Yayınları · 202014,1bin okunma