Kitabı okurken sevginin kuramsal bir çerçevesinin kurulabileceğini beklediğimi fark ettim. Sanırım bunda, Gasset’in yazımında buna dair verdiği bazı ipuçlarının payı vardı. Yer yer göz kırpmalar yapsa da yaptığı şey aslında bambaşka: Sevginin üzerinde ona ait olmayan katmanları sıyırmak. Daha çok buna benziyor.
Kitapta yer alan bazı kadın–erkek genellemeleriyle düşünsel düzlemde tam olarak uyuşamadım. Buna rağmen zihnimi esnek tutmaya ve yargılarımı bir kenara bırakmaya gayret ettim. Bu genellemelerin, kitabın sınırlı hacminden kaynaklanıyor olabileceğini de düşündüm fakay yine de bu çıkarımlarını destekleyecek yeterli kanıtlar aradım, bulamadım.
Kitap ince ve akıcı bir dile sahip olmasına rağmen okumayı birkaç günde tamamlayabildim. Metnin içine sindirilmiş bir sakinlik ve acele etmeyen bir düşünme hali var. Bunu yazıya nasıl dahil edebilmiş hayret etmemek elde değil.
Kitabı kapattığımda ondan bana birçok düşünce ve duygu geçtiğini söyleyebilirim. Bununla birlikte zihnimde en çok yer edecek olan görüşü şu oldu: Sevginin ne olduğuna dair hemen herkes bir fikre sahip olduğunu sanır ve kendisini bu konuda uzman görür. En az bir kez sevdiğini düşünen herkes buna dahil olabilir. Oysa Gasset’e göre gerçekten sevme yeteneğine sahip olan insan sayısı çok azdır.
Sevginin içgüdüsel bir şey olmadığı, birçok yönün, yetkinliğin ve inceliğin bir araya gelmesiyle ortaya çıktığı yönündeki düşüncelerini ise aldım ve kabul ettim.
Gasset’ten okuduğum ilk kitaptı bu. Kitap listeme baktığımda, kendisine ait birkaç kitabı farklı zamanlarda eklediğimi; üstelik bunların aynı yazara ait olduğuna özellikle dikkat etmeden yaptığımı fark ettim. Demek ki bu yıl yollarımızın kesişmesi gerekiyormuş.
(Şanslı biriyimdir.)
Sevgi ÜstüneJosé Ortega y Gasset · Yapı Kredi Yayınları · 2017280 okunma
Ve tümü, bütün sesler, bütün amaçlar, bütün özlemler, bütün çileler, bütün hazlar, bütün iyi, bütün kötü şeyler, tümü birden dünyayı oluşturmaktaydı. Tümü birden oluşumların ırmağı, tümü birden yaşamın müziğiydi.