Öncelikle o dönemde yaşananlarla empati kurmam mümkün değil.. Bunu baştan belirterek yorum yapmam gerekir. Eleştiri değil aslında yapmak istediğim, yadırgadığım bi çok tarafı dile getirmek istiyor gibiyim.
Zamanının en modern toplumu gibi görünen Fransa'da da alttan alta yine erkek egemenliği hakim.
"Özgürlük".. Bu kavramın neye göre kullanılması gerektiğini en çok düşündüren kitaplardan biri oldu bana. Öncelikle kendi tercihleri doğrultusunda bi hayat yaşamak için cesur adımlar atmış, doğru ve yanlış kavramı olmayan bi kadın Mata Hari. Fakat gel gelelim sonrasında bedenini istediği gibi satar ve buna özgürlük der, benim tercihim der ! Kendini para, lüks ve mevkii karşılığı aşağılamanın neresinde özgürlük ben burda kaldım.. Kadın yaşadığı her ilişkiye aşklarım diyor ! Trajikomik bulmaktan başka bişey gelmiyor elimden, kendini böyle avutuyor demekten başka.. Bunun gibi bi dolu saçmalıkla geçmiş bi hayat (Bana göre). Şuna değinmeden de geçemeyeceğim ahlakçılar her zaman yermiş gibi görünse de kitapta ben o açıdan bakarak değerlendirmiyorum. Kişinin ahlak anlayışı kendisini bağlar benim baktığım yer kişinin kendine verdiği değer !
Ve kitabın sonu da neden şaşırmadım ki dedirtiyor. Elde olmayan delillerle gerçekleştirilmiş bi idam ve ardından gelen o dönemin sorumlu kişilerinin günah çıkarmaları. Tarih sahnesinde dün de bugün de birşey değişmemiş anlaşılan !
Okumakla ne kazandım diye sordum kendime, merakımı giderdim cevabından başka bi yanıt gelmedi içimden..
CasusPaulo Coelho · Can Yayınları · 20166,9bin okunma
Aşk, bir inanç eylemidir ve çehresi daima gizemle örtülmelidir. Yaşanan her an sonuna kadar hissedilmeli ; çünkü çözümlemeye ve anlamaya uğraştığımız saniye büyüsü kayboluyor.
Bir gün çok bunalırsan denizin dibinde yosunlara takılmış gibi soluksuz, sakın unutma gökyüzüne bakmayı gökyüzü senindir gökyüzü herkesindir.
*Zülfü Livaneli