Genelde alıntı yapmayı inceleme yapmaya yeğlerim fakat @bidunyakitapgrubu da konuşuluyorken ben de görüşlerimi kısaca belirtmek istedim. Öneri üzerine okuduğum en güzel ütopik eserdi. Dili, bana göre, biraz ağır olmasına rağmen 3 günde bitirecek kadar çok sevmiştim. Bilim Kurgu tarzında bir kitabın bu kadar akıcı olmasını ve beni bu kadar etkileyeceğini beklemiyordum açıkcası. 26. Yüzyılda bunların olacağını düşünecek olursak kulağa gerçekten korkunç geliyor. O hâlde yazar Aldous Huxley ütopik bir eser yazmayı başarabilmiş diyebiliriz. Şimdi kitabın içeriğine geçelim. İnsanların kuluçka makineleri ile üretildiğini düşünün. Anne, baba gibi kavramlar ve sanat, edebiyat gibi faaliyetler tamamen ortadan kaldırılmış, ne kadar da vahim bir durum. Ben sanatsız bir dünya düşünemiyorum... Bu dünyada üzülmek yok, herkes mutlu. Soma hapları var, insanlar üzüldüklerinde bu hapları içip yeniden mutlu oluyorlar. Herkesin mutlu olması ilk başta hoş gelebilir fakat tüm hislerin yok olup sadece mutluluğun kalması da bir zaman sonra sıkacaktır. Her şey stabil ve hep aynı. Şimdi de aşksız bir dünya düşünelim. Bu dünyada aşk yok, sevgi yok. Peki o zaman bu dünyanın ne anlamı var? Dünyaları; rahat yaşamalarına, akıllı ve erdemli olmalarına izin vermiyordu... Böyle bir düzene karşı çıkacak biri vardır mutlaka. İşte o kişi kitaptaki “vahşi” karakterimiz. Bir gün çıkıyor atıyor tüm somaları kendinize gelin diyor, böyle bir düzen olamaz diyor. Bence de olamaz, soracak olursanız ben böyle bir ütopyada yaşamak istemezdim çünkü her şeyin ulaşılabilir olduğu bir dünyada hiçbir şeyin anlamı yoktur.
"Hayır Bayan Karasu, ben deli değilim, aklımı da kaçırmadım. Ama bu kadar acımasız, bu kadar sevgisiz, bu kadar hoyrat bir dünyada hiçbir şey olmamış gibi yaşayamazdım."