Evet... Aslında bu kitabı okumak gibi bir hedefim yoktu. Bugün arkadaşımla birlikte başka bir kitaba başlayacaktık ancak onun okumasının bitmesini beklerken ben de boş bulunmayayım dedim ve uzun zamandır okunmayı bekleyen o popüler klasiği okumak istedim.
Öncelikle okurken notlar filan aldım ama pek de işe yaramadı. Çünkü kitap beni yordu. Yazarın hayatı kısmı haricindeki yaklaşık 115 sayfayı 7-8 saatte anca bitirebilirdim. Onda da aralar vermek zorunda kaldım. Eh, kitabın ağır olduğunu biliyordum. Yani çıtır çerezlik olsun gibi bir amacım olmamıştı. Ama bir günde bitirmek istediğim ve yarına kalsa okumakta daha çok zorlanacağım için bugün tamamen okumak istedim ve bitirirken de kendimi gerçekten yorgun hissettim.
Kitapta koca bir kelime vardı, üstüme üstüme gelen bir kelime: O da tabii ki "korku" kelimesi idi. Aslında bana göre tüm süreci oluşturan duygunun da ta kendisiydi.
Baş karakter her şeyden ama her şeyden korkuyor. Çocukluk yaşından itibaren kendisini ifade edemiyor. Edemediği gibi bir şeyleri reddetme ve istemek doğrultusunda da kabul etmekten yoksun büyümüş. Evet ya da hayır: Bu iki cevabın ne getireceğini bilmiyor. Neyi isteyip istemediğini kendisi bile bilmiyor. Çevreyi tanıyamadığı gibi kendisini de tanıyamıyor. Suskunluk veya konuşkanlık. Ne anlam ifade ediyor, önemli kılmıyor. Kılmıyor çünkü sonuç ne olursa olsun ona anlamsız geliyor. İnsan ilişkilerini manasız buluyor. Toplumsal düzeni kavramak kendisine işkence gibi geliyor. Manasızlığın altında yatan sebebi tam sorgulamıyor ancak sorgulaması için de geçerli bir neden bulmuyor. Bu noktada diğer bireyler gibi davranmakta zorluk çekiyor. Dediğim gibi düşüncelerinde manasızlık ve bağlam kopması yaşadığı için bu tuhaf durumunu örtme içerisinde oluyor. Panikliyor. Korkuyor. Çünkü karakteri ele geçiren
"Dürüstlük pusula mıdır insaniyet yolunda?
Öyleyse kanla sulanan savaş alanında
Yahut bir katilin kılıcının ucunda
Uzanan şey sığar mı adalete, insafa?"
"Şu meşhur eski deyişi biliyor musun? 'Yoksulluk kapıdan girince aşk pencereden uçar.' Çoğu insan hep yanlış anlıyor. Bu, erkeğin parası bittiğinde kadının ondan ayrıldığı anlamına gelmez. Şu demek: Bir adamın parası bittiğinde... kalbini kaybeder, değersizdir. O kadar zayıflar ki gülemez bile, garip bir aşağılık kompleksine kapılır, çaresiz kalır ve kadını kendinden uzaklaştıran o adam olur."