cehalet bitti şükür! bilgiyle bilgisizlik arasındaki o anlamsız ayrım kalktı! artık herkes her şeyi biliyor. artık herkes kendini şehvetle seviyor. kaldıysa bir huzursuzluk, o da bilmeyenlerin bilenleri küçümsemesinden başka bir şey değil! herkes bilgi zehirlenmesinden ölecek! İki söz arasında kir-çapak, aksırık-tıksırık, toz-pas gibi sesler duyulsa da, herkesin
siyasetten iklime, aşktan ölüme, hukuktan petrole, karıncalardan kutuplara... büyük düşünceleri var! hatta şiir, müzik, resim... bilmek ne, hepsine kendi yüksek seviyelerinden sözler, sesler, renkler ekliyorlar. öyle yüce gönüllü ki herkes, kimse dehasını esirgemiyor. özel gazeteleri, televizyonları, sayfaları var! en az bir milyon fotoğrafını görmedikleri kimseyi önemsemiyorlar! bazıları, “bu bir pornografi" dese de, onlara göre bu içtenlik. hatta eşitlik. dürüstlük. belki biraz yalnızlıktan söz edilebilir ama dünyanın kendilerinden yapıldığını hemen görüyorlar. yedi milyar yalnızlık olur mu hiç!..
gelecek, öyle mi? gelecek yok. gelecek zaman değil. hayal bile demek zor. belki bir ikircim. gizli bir ölüm korkusu ya da. rengi, kokusu, sevinci, acısı ulaşmamıştır bize. uzansak dokunacağız sanki. uzakta gördüğümüz her şeydir. gelir, gelir ve bir türlü gelemez. hayata katlanmak için yarattığımız en güzel büyüdür. bir çeşit dünya cenneti. geldiğindeyse zaten geçmiştir. biz yine uzaklara bakıyoruzdur.
dünyanın bütün pencerelerini açıp bağırmıştım bir gün, hatırlar mısın: bu dünyada ölümden büyük zaman, ölümden büyük günah yok! sonra çaresizce susmuştum: insan yaşıyorken özgürdür, insan yaşıyorken özgürdür.