Gönül bir nazar üzerinde ise insana ayıklık verir, feraset kazandırır; bir vicdan içerisinde ise direnci biler, duyguları derinleştirir. Şiir, aklın ve vicdanın üzerinden yükselirse musikiye dönüşür; Varlık'ın dili haline gelir. Aksi takdirde şiir, kumları harfler ve kelimeler olan bir çöldür.
Düşünceden kurulu bir söylem idraki acıtmalı; muhatabını beraberce eğlenmeye değil birlikte yürünecek bir yola davet etmeli. Sofist ve filozofun, cahil ile alimin en temel farkı budur; birisi kavramlarla heyecan veren hayaller çizer, diğeri tasavvurlar üretir; birisi cümlelerle vecizeler yaratır; diğeri yargılar kurar. Birisi çölde dolaştırır; serabın yarattığı vahalarla oyalar; diğeri şehre/medîneye ulaştırır; vâkıayla, hakîkatle muhatap kılar.