Zor zamanlar, güçlü adamları doğurur.
Güçlü adamlar, rahat zamanlar yaşatır.
Rahat zamanlar, zayıf adamlar üretir.
Zayıf adamlar, zor zamanları getirir.
“Evet sen böylesin, küçük adam! Tüketmeyi, bitirmeyi, kaşıklamayı ve yiyip yutmayı çok iyi biliyorsun, ama var etmeyi bilmiyorsun. Bu yüzden de ne isen o olarak kalıyorsun, bulunduğun yerden daha ileri gidemiyorsun, yaşamın boyunca can sıkıcı bir büroda, bir hesap makinesinin ya da çizim tahtasının önünde, ya evlilik kıskacında, ya da çocukları sevmeyen bir öğretmen olarak okulda kalıyorsun. Gelişmiyorsun, yeni bir şeyler düşünme şansın yok, çünkü sen sadece aldın ve hiçbir zaman vermedin, başka birisinin hazırlayıp önüne koyduğunu sen sadece kaşıkladın...