Neden kimse anlamamıştı? Kimse fark etmemişti. Herkes hayatına devam ederken ben bir sokak koşesinde dizlerimin üzerinde kalmıştım...
Daha bugün bile hala oradaydım...
Bu dünyayı kurtarmak için çabalanır mıydı, bilemiyordum ama arabanın içinde etrafı izlerken bu dünyanın aslında artık eskisi gibi olmadığını çok daha net hissediyordum...
Hayatımda yaşanan her olay bir pamuk ipliğine bağlıymış gibi geliyordu. İnce, hassas ve tek bir darbeyle parçalanacak türden. Ben de o ipin üzerinde yavaş yavaş yürüyordum. Dikkatli, sakin ama bir gün dengem sarsılırsa düşmek, ipin kopmasından daha iyi olacaktı...
Zaten, bir felakete sükun ve itidalle tahammül edenlerin manzarası, o felaket için ağlayıp çırpınanların manzarasından çok daha korkunç ve ezicidir. Kuru ve sabit gözlerin arkasında nasıl bir ateşin yandığı; yavaşça kalkıp inen göğsün içinde nelerin kaynadığı bilinmediği için, insan mütemadi bir ürkeklik ve tereddüt içinde üzülür...