İkisi birden yine güldü. Sağlıklı bir yaşamın bu tam anlamıyla coşkun gülüşünde hiçbir kötülük yoktu ama Berger'in yüreğini kamçılanmış gibi yaktı. Uzaklarda olmak, binlerce, on binlerce mil uzaklarda olmak istedi. Ya da uyumak. Ya da onlar gibi neşeli olabilmek. Hiçbir şey konuşmadan böyle oturmamalı. Böyle donuk ve tutuk, böyle çocuksu ve şaşkın acınacak halde olmamalı.
"Çünkü gezmek, kendinde durmamak demektir.
Sefere çıkmak; vatanı, şehri terk etmek değildir.
Oralara yapışmış kendimizi terk etmektir.
Bir keşfe çıkmaktır.
Başka yerleri insanları ve zamanları değil.
Her sefer kendi içine doğrudur aslında.
Bulmak için yine kendimizi…
Buluşmak için bilemediğimiz yanlarımızla…
İçimizdeki gizli dünyaların kapılarını tıklamak için…
Bu dünyada ne vardır ki zaten?
İnsanın kendisinden başka keşfedebileceği…
Bu dünyada ne vardır ki zaten?
Kendisini keşfetmişin daha keşfedilebileceği…"
Dert Çağrısı, Mehmet Lütfi Arslan
"Mesela şu dünyada bu kadar insanın içerisinde acaba neden artı bir olarak yaratıldık? Bu kadar Ayşe’nin, Fatma’nın, Mehmet’in Ali’nin içerisinde neden bir de ben varım? Acaba hangi eksiği gidermek için geldim şu dünyaya? Kimin elinden tutacağım? Hangi derde derman, hangi yaraya merhem olacağım? Şairin dediği gibi hangi suyun sakası olduğumu görebilecek miyim? Yetecek mi ömrüm bu soruların cevabını vermeye? Nedir farkım, bilebilecek miyim? Bir sabah bensiz uyandığında dünya, yokluğum fark edilecek mi?"
-Mehmet Lütfi Arslan, Dert Çağrısı