"İşte aradığım adam." dedi bir ses Winston'ın arkasında. Winston döndü. Araştırma Şubesi'nde çalışan arkadaşı Syme'dı. Belki "arkadaş" doğru kelime değildi. Bugünlerde arkadaşınız olmazdı, sadece yoldaşlarınız olurdu ama bazı yoldaşlarla beraberlik başkalarınınkinden daha hoştu.
Acaba kralın adamları uygarlık sözcüğünden ne anlar? Uygarlığın neresindeyiz? Adalet üçkağıtçılık ve düzenbazlık yapacak kadar, yasa yedek çözümler bulacak kadar alçaldı! Korkunç!
Toplum ona bu denli acımasızca, adaletsizce davrandığına göre idam mahkumu olmak demek ki çok dehşet verici bir şey!
Yine de adil davranalım, infaz tamamen gizlenmedi. Sabah Paris kavşaklarında ölüm kararı bağırılarak ilan edildi ve broşürler satıldı. Görünen o ki bu satışlarla geçinen insanlar var. Anlıyor musunuz? Bir bahtsızın suçundan, cezasından, çektiği işkenceden, yirmi santime satılan kağıtlarla bir kazanç sağlanıyor. Kanla kirlenmiş bu paradan daha iğrenç bir şey düşünebiliyor musunuz? Bu paraları kim topluyor? İşte yeterince olay. Dahası fazla. Bütün bunlar korkunç.
Yemelya da bu kadar belanın yüreğine fazla geldiğini sanki hissetmişti. İnsan kabahatli olunca başına gelecekleri ta uzaktan sezebilir; tıpkı gökteki kuşların yaklaşan fırtınayı sezmesi gibi.