"Laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun..."
Cemal Süreya’ya ne denilebilir ki… Laleli’den her tramvayla geçişimde, belki dünyaya doğru gitmesem de onun şiir evreninde bir yerlerde buluyorum kendimi.
Cemal Süreya’nın ilk sesi, ilk şiir kitabı; tıpkı içimizdeki ilk heyecanlar gibi hâlâ taze ve sıcak.
İyi okumalar...
Öncelikle kitabın incelemesini yaparken yazarın genç ve yeni bir yazar olmasını göz önünde bulundurmak gerekir. Metin, Zahir adındaki bir gencin “kötü insan” tanımı yapılan kişileri intihara sürükleyen bir tarikatla yollarının kesişmesi üzerine kurulu ve buradan ilerliyor. Ancak olay örgüsü çok fazla işlenmeden, olağandan hızlı bir şekilde gelişiyor. İlk sayfalarda bu durum okurda bir kopukluk hissi yaratabilir.
Metinde ham bir dil yerine edebî bir dil tercih edilmiş; bu da yer yer zorlama hissi uyandırıyor. Buna rağmen, kurgusu güçlü olan psikolojik bir roman ortaya çıkmış. Okunmasını tavsiye ederim.
İyi okumalar...
Erich von Däniken bana her zaman şu soruyu sordurmuştur: Ya öyle değilse? Ya modern teknolojinin arkasında, bilmediğimiz dünya dışı bir medeniyet varsa? Yazar, bu metninde okuru kesin cevaplarla değil, tam da bu sorularla baş başa bırakır.
Peru’daki Nazca Çizgileri’nden Mısır Piramitleri’ne, oradan Anadolu topraklarına ve Piri Reis’in dünyaca ünlü haritasına uzanan bir hat üzerinde, Von Däniken’in sıra dışı tezleriyle karşılaşırız. Bu örnekler, tarihsel bilgiyi sarsmak kadar, alışılmış düşünme biçimlerini de zorlar.
Bu metin yalnızca bir kitap değil; aynı zamanda evrensel meraklarımızı, bilinmeyene duyduğumuz ilgiyi ve “başka ihtimaller” üzerine düşünme cesaretini körükleyen bir başlangıçtır.
İyi okumalar...