Bazı şiirler yalnızca kâğıtta kalmaz; bizimle birlikte yaşar, zamanla içimize yerleşir. Bu kitaptaki şiirler de tam olarak böyle. Sıcak nal kitabından bir gün sonra çıkmış, birbirini tamamlayan şiirlerden oluşan bütünlüklü bir yapı sunuyor. Cemal Süreya’nın şiir anlayışının en olgun, en damıtılmış hâlini bu metinde görüyoruz.
Kitap boyunca sonbaharın soluklarını tamamlayıp kışın serinliğine adım adım geçtiğimizi hissediyoruz; mevsimler gibi duygular da ağırlaşıyor, derinleşiyor, dinginleşiyor.
İyi okumalar.
Eşdeğeriyle Yan
Eşdeğeriyle yan yana yürürken
Cehennem sokağında birey olmak,
Ve en inceldikten sonra
İlkel sözcüklerle konuşmak seninle.
Saat beş nalburları pencerelerden
Madeni paralar gösteriyorlar,
Yalnızlığı soruyorlar, yalnızlık,
Bir ovanın düz oluşu gibi bir şey.
Hiç bir şeyim yok akıp giden sokaktan başka
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
Serafina Baladro, ablası Arcángela’nın işlettiği genelevde yaşanan trajik olayların anlatıldığı bir Meksika romanı. Olaylar gerçek hikayelerden uyarlanmış hazin bir öyküye dayanıyor.
İki kardeşin işlettiği bu genelevde işlerin bozulmasıyla birlikte, küçük yaşlarda kandırılarak istismara uğrayan ve bu işe sürüklenen kızların ölümleri peş peşe gelmeye başlar. Cesetleri ortadan kaldırmaya çalışırken yaşanan ardı ardına patlayan olaylar, işleri geri dönülmez bir noktaya sürükler ve artık cinayetler işlenmeye başlar. Olay örgüsüne aşk ve intikam da karışınca tüm hikâye mahkemede son bulur.
Roman, okuru yer yer yorabilir; özellikle ilk bölümlerde bazı ayrıntıları kaçırmak mümkündür. Ancak ilerledikçe metin toparlanıyor ve hikâye daha güçlü bir ritim kazanıyor.
İyi okumalar.
Ali Lidar’ın konuşma diliyle yazdığı bu şiirleri seviyorum; çok içten ve samimi geliyor. Bu dil kitaplara da taşınmış ve şiiri daha da halka yakınlaştırmış.
Ali Lidar’ın dünyası karmaşık ama samimi, ironik ama içten; hem gülümseten hem de düşündüren bir şiir evrenidir bu.
Şair, konuşma dilinin doğallığını koruyarak duygusal yoğunluğu yüksek imgeler kurar. Kimi zaman bir lise sırasından, kimi zaman bir apartman boşluğundan, kimi zaman da kaybedilmiş bir aşkın içinden seslenir. Onun dizelerinde hüzün, mizahla karışır; melankoli bile sıcak bir tebessüm taşır.
Kitap boyunca aşk, yalnızlık, kayıplar, şehir ve gençlik gibi temalar iç içe geçer. Ama Lidar, hiçbir duyguyu abartılı bir lirizme boğmaz; aksine, her duyguyu “bizden biri”nin göz hizasından anlatır. Şiirleri süslü değildir ama derindir; gösterişli değildir ama sahicidir.
İyi okumalar.