Çocukluğundan beri neredeyse hiç tanımadığı ana babasından ayrı, kitaplarının içine gömülmüş, sanki orada mahpus olarak yaşamış, her şeyden önce okuma ve öğrenme açlığı çeken o zamana dek sadece bilimde genleşen zekasına ve edebiyatta gelişen hayal gücüne önem vermeye alışmış zavallı öğrencinin, henüz kalbinin yerini hissedecek zamanı olmamıştı.