Bir gün birisi çıkar karşınıza. Öyle sıradan birisi değil, tüm dengenizi altüst edecek birisi.
Size “aradığım aşkı buldum. Zeusun benden ayırdığı eksik parçam tamamlandı” dedirtecek birisi. O da size karşı aynı hisleri duyuyorsa BİNGO :)
Artık tüm aklınız, dikkatiniz hep onun üstündedir. Yanınızda değilken bile bir şeyler yaparken her an yanınızdaymış gibi hissedersiniz.
Aranızda ne güvensizliğe yer vardır, ne de yalanlara. Her anınız “acaba şu an beni düşünüyor mudur?” diyerek geçmeye başlamıştır.
Ne kadar değerlidir siz bir şey demeden sizi anlaması;
Size içini açması;
Her an sizi özlemesi;
Sizi özel hissettirmesi;
Gel zaman git zaman bir süre geçer, cicim ayları bitmiştir. Artık birbirinizi daha iyi tanıyorsunuzdur.
Artık ilişkinin başındaki gibi değildir bazı şeyler. Sorgulamalar huzursuz etmeye başlar.
“Bana güvenmiyorsun”, “beni eskisi gibi sevmiyorsun” gibi ifadelerle tatsızlıklar artar.
İlişkinin başındaki tatlı suskunluklar yerini felaket öncesi sessizliğe bırakmıştır sanki.
Arada çıtırdamalar başlar. Güven duygusu sarsılır. Artık “bana hiç yalan söylemez, asla ihanet etmez” sözleri yerini “benim yerimi başkası mı aldı”lara bırakır.
İlişkide yalanlar artar ve her yalan ilişkideki çatlakları biraz daha büyütür.
“Yalan, ilişkide, bir çentik açar - şöyle düşün: Bir yük taşıyan bir nesnede; diyelim, balkon çiçekliğini tutan askılı bir kolda, bir çentik oluşursa, taşıdığı ağırlıktan dolayı, dokusu yavaş yavaş yırtılmağa, yarılmağa başlar - giderek, tamamiyle kopabilir...
Yalan, çünkü, zaten kendi kendini çoğaltan, çağaltmak zorunda olan birşeydir : her yalanını gizlemek için, yeni, ek yalanlar söylemek zorunda kalırsın - bunun yaratacağı zedelenmeler, gedikler de, işte, öyle, sürüp gider, ve sonunda bütün yapıyı yıkacak boyutlara varabilir.
Yalan ilişkiyi