Her sözü, insanın kendisi için söylediğine inanıyorsun. Her söylenen söz, bir biçimde insanın kendi kendini onaylaması. Karşıdakine birşey anlatmak istese de, gene kendi gerçeğini, bilmişliğini ya da doğru algılayışını kanıtlamak için söylenen sözler.
Bizi çıkmaza sürükleyen, bir kişi ya da durum değildir. O kişi ya da durumun bizde uyandırdığı çözümsüzlüktür. Bizde daha evvel çizilmiş bir resim vardır, o kişi gelir ve resmin hatlarını netleştirir, dilediği renge boyar... Yaptığı iyiliğin karşılığı, uzaklaştırılma ve reddedilmedir... Oysa o resim, bizimdi, o çizmedi... Ne yaptığını bilsin ya da bilmesin, o resmi hatırlatmış -göstermiş- olması iyi bir fırsattır.