Biz neden Leyla ile Mecnun'a, Romeo ile Juliet'e öyle hayranız biliyor musun? Çünkü iffetsizlik yoktur. Onların bir yatak odası hikâyesi yoktur. Onlar bir beden değil, bir gönül kucaklaşmasıdır
Karanlık olan ölümle başlıyor kitap, halbuki aşk gibi aydınlık konusu da varken. Ana karakter Kevok’un öleceğini ilk bölümde anlatarak en büyük spoilerı veriyor yazar, bütün heyecanı yerle bir ediyor. Ama bunu dayanacak dağ gibi bir hikâyesi olduğu için yapabiliyor, ana karakterin ilk bölümde öleceğini söyleme cesaretini hikâyenin gücünden alıyor. Hikâye, yerle bir olan heyecanı tekrardan en yükseklere taşıyabiliyor.
Tadını kaçırıyor önce: “Ya olur mu , en baştan ana karakter öldü denilir mi hiç?” oluyor insan. Sonra o kaçan tada rağmen o kadar sarıyor ki her yeri hikâye, hikâyenin ortasında buluyor kendini, betimlemelerin gücüyle kitabın içinde bitiyor insan. “Ben de oradaydım, gördüm her şeyi duydum, dağlar ülkesinde yaşadım, hatta efkârdan sigara içtim onlarla.”diyorsun.
Köyünü terk eden köylülerin dağlara sığındıklarını izledim, mağaranın ateş bombardımanına tutuluşunu, sonrasında daha bebek olan Baz’ın mağaradan emekleyerek çıkışını, ince bıyıklı subayın Baz’ı kurtarışını izledim. Göç dalgalarında trenlerin kompartımanlarına doldurulan insan yığınlarının içindeydim. Kevok’un trendeki doğumunu gördüm. Kevok ve Jir ile aynı üniversitede okudum. Jir kavgası için dağlar ülkesine giderken Kevok’un Jir’in arkasından gözyaşlarını boncuk boncuk ibrişime dizişini izledim. Jir’in hasretine dayanamayan Kevok’un onun yolundan gidişini, Renas’ın Kevok’a yol oluşunu izledim. Kevok’un bomba yağmurunda bile nasıl gülebildiğini gördüm, Kevok’un karanlık hücrede yaralarından akan kanın kokusunu duydum, Kevok’un annesinden dinlediği şarkıları yaralarına merhem gibi sürmesini dinledim.
Kevok ile Jir kavuşsun diye dua ettim. Sonra Baz’ın Kevok için her şeyden vazgeçerek onu sahiplenişini izleyince Kevok ve Baz olsunlar istedim. Kevok’un bir an önce huzura kavuşması için kitabı hiç
Çocuklar, anne ve babaları için bağlayıcı, zorlayıcı, dayatmacı canlılardır. Ebeveynin gözünün yaşına bakmazlar, HEP HAKLIDIRLAR VE HEP TALEP EDERLER. SONSUZ ZAMANINIZ OLSA, HEPSİNİ ALIR VE DAHASINI DA İSTERLER.
Çocuklar, anne ve babaları için bağlayıcı, zorlayıcı, dayatmacı canlılardır. Ebeveynin gözünün yaşına bakmazlar, HEP HAKLIDIRLAR VE HEP TALEP EDERLER. SONSUZ ZAMANINIZ OLSA, HEPSİNİ ALIR VE DAHASINI DA İSTERLER.
Kitaplığımda öylece duran birkaç defa başlayıp ilk başlarda sıkıldığım için ilerleyemediğim ve okuyamadığım ama ilerledikçe evden çıktığım zamanlarda “evde bir şeyimi unuttum” hissini yükleyebilecek kadar bütünleştiğim, hatta son bölümünde bitmesin diye okumaya kıyamadığım bir kitap “ Kinyas ve Kayra”. Bu ikilinin adı nerede kullanılırsa kullanılsın:
kitap adı, davetiye kapağı veya magnet önce Kinyas yazılmalı. Çünkü Kinyas , Kayra’ yı toparladığı gibi hikayeyi de toparlayan ve ilerleten onca acımasızlığın, vahşetin ,kuralsızlığın içinde hala bir insani yanı bulunan, hayata ışık yakabilen karakter. Asla Kayra’yı da yabana atamayız tabi ki. Kendisi çok zeki, çok kurnaz, çok acımasız ve çok vicdansız. Güzel duygulardan tamamen uzaklaşmış, acı çektirmekten zevk duyan kişi. Aralarındaki kilometrelerce mesafeye rağmen hala Kinyas’ın kulağına fısıldayarak Kinyas’ ı Kinyas yapan. Kinyas’ın içindeki şeytanı canlı tutan, Kendi hayatına çöktüğü gibi Kinyas’ın da hayatına çökebilen,extrem bir karakter.
Kitap cinayet - alkol- uyuşturucu - cinselliği merkeze alan gerçek bir yeraltı edebiyatı ve psikolojik macera niteliğinde.Bu niteliğe bilinç akışı tekniğini de ekleyerek uyumulu bir kombinasyon oluşturmuş yazar.
Hakan GÜNDAY’ın, kurgu romanındaki iki karakterin bu kadar zıt ve bu kadar bağlı olması,kullandıkları her cümlenin her iki karakter için kendine has bir yapısının olması, romanın kurgu değil de gerçek bir yaşam öyküsü olduğunu düşündürüyor. Sanki gerçekten de Kayra Meksika’da karşılaştığı Hakan GÜNDAY’a Kinyas’ın ve kendinin zihinlerini boşaltmak için birbirlerinin kafalarına silah dayayarak yaşadıkları her şeyi yazmaya başladıkları yazıları Anita yardımıyla göndermiş gibi.
ilk bölümü “Kinyas, Kayra ve Hayat” biraz ilerledikten sonra,her