Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Günlerimin koşup gittiğinin farkındaydım. Yapacak işim çok, çalışacak zamanım azdı. Tedirgindim… bazı şeyler için geç kaldığımı düşünüyordum. Özellikle de gezip görmek için...”
“Ayrılık nasıl bir yalnızlık Hatice
İnsan sevdiğinin ağlamasını özler mi...”
Şükrü Erbaş’ın kaleminden yine muazzam dizeler…
Her satırı ayrı duygu yüklü…
Eşine olan özlemi, yalnızlığı, verdiği kayıpların ardından tuttuğu yası, kendini eksik bir söz olarak nitelendirmesi ve bunları kelimelere dökmesi o kadar güzeldi ki…
Şimdiye kadar birçok şiir okudum. Bunların arasında bana en çok hitap eden, her satırında kendimi bulduğum, birçok satırının altını çizip defalarca okuduğum, en önemlisi beni en çok sarıp sarmalayan Erbaş’ın şiirleriydi.
Kitabın içerisinde şiirlerin yanı sıra birçok konuda kaleme aldığı denemeler de yer almakta. Ayrıca başka yazarlardan yaptığı alıntılar da anlatımı zenginleştirmiş diyebiliriz. Şimdiden keyifli okumalar.
“Hayal kurmalı insan. Özellikle genç iken. Yaşlanınca fazla gerçekçi oluyoruz, günü kurtarmaya bakıyoruz.”
Ne yazsa okurum dediğimiz bazı yazarlar vardır ya hani işte Mustafa Kutlu da benim için öyle bir yazar. Okuduğum her kitabında daha da çok seviyor, her kitabını hemen alıp okumak istiyorum.
Genç bir mimar olan Nur’un iç sıkıntılarına çare bulmak ve içinde hissettiği boşluğu doldurabilmek için bir arayış içinde olduğu ve bu yolda yaşadığı olaylar, karşılaştığı insanlar anlatılmakta kitapta.
Eser, buram iğde ağacının altında bir cami çıkışı başkahramanımız Nur ile onun gibi genç bir mimar olan Sinan’ın karşılaşmasıyla başlıyor. -Bu kısımları okuyunca buram buram iğde kokusunu hissettiriyor yazar.- Sonrasında Nur’un bu hakikat arayışına Sinan da katılır, ona yolculukları için fırsat verir ve birlikte bazı sorulara cevap aramaya başlarlar. Nur sayesinde bizler de öyle güzel insanlar tanırız ki; Sinan, Cemil, Çiçek, Cüneyt, İskender, Beşir Efendi ve diğerleri…
Klasik bir hikâye gibi görünse de yazarın vermek istediği mesaj çok daha derin. Baştan sona bir Yeşilçam havası sezilmesinin yanında Kutlu’nun aralara Yunus Emre’nin, Akif’in beyitlerini serpiştirmesi, Tanpınar’ın Beş Şehir’ine sık sık atıf yapması anlatımı daha da kuvvetlendirmiş.
Kutlu’nun eserlerinde sade anlatımını, şiirsel dilini, nahif üslubunu, en önemlisi de bizi, bizden olanı bir sohbet havasında anlatmasını çok seviyorum. Nur’u da sonu beni bir miktar üzse de çok keyif alarak okudum. Okumak isteyenlere şiddetle tavsiye ederim. Okuyun, okutun. Kitapla ve sevgiyle kalın…