1955 yılından başlayarak kırk yıl boyunca Kauai adasında doğan 698 çocukla çalışan Emmy Werner'den yapılmıştır. Çalışma, düzensiz evlerde büyüyen çocukların, suç, ruhsal ve fiziksel sağlık, aile düzeni gibi konularda sorunlar yaşadığını göstermiştir. Yüksek risk altındaki çocukların üçte biri çabuk iyileşip, ilgili, yeterli ve kendine güveni olan yetişkinler olarak büyümüştür. Koruyucu faktörler şunlardır 1. Sempatik bir çocuk olma, 2. Anne ya da baba dışında bir bakıcıyla güçlü bağlar (teyze, hala, bakıcı ya da öğretmen ve kilise ya da başka topluluklara katılım. E. E. Werner ve R. S. Smith, Overcoming the Odds: High Risk Children from Birth to Adulthood (Ithaca, NY, and London: Cornell University Press, 1992).
Sayfa 393 - Notlar·Kitabı okuyor
Subhanallah, Resulümüzün (s.a.v) cevabı ne kadar dehşetli.
Ebû Mes'ûd el-Bedrî radıyallâhu anh'tan rivâyete göre şöyle anlatılmıştır: "Bir kölemi kırbaçla dövüyordum. Arkamdan, 'Ey Ebû Mes'ûd, şunu bilmelisin!' diye bir ses duydum. Ama öfkemden dolayı sesin ne dediğini anlayamadım." Anlatmaya şöyle devam etti: "Ses bana yaklaşınca bir de baktım ki Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem imiş. 'Şunu bilmelisin ey Ebû Mes'ûd! Şunu bilmelisin!' diyordu. Elimden kırbacı attım. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Şunu bilmelisin ki ey Ebû Mes'ûd! Senin bu köleye güç yetirmenden daha fazla Allah'ın sana gücü yeter!' Ben de, 'Bundan sonra hiçbir köleyi dövmeyeceğim.' dedim."
76 Muslim (K. Eymân, no: 1659 -çev.-)
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kadere teslimiyetin gönlüne verdiği sabır ve ferahlık olmasaydı
Gönlü hüzün doluydu. Kadere teslimiyetin gönlüne verdiği sabır ve ferahlık olmasaydı manzara dayanılacak gibi değildi.
Kibir, tedavisi mümkün olmayan amansız bir hastalıktır. İnsanın kendisini saygın ve değerli görüp, başkasını hakir ve zelil görmesine kibir denir. İnsan, kibri yüzünden "ben, ben" demeye başlar. Nitekim İblis aleyhillâne Hz. Adem (a.s) hakkında; "Ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni ateşten, onu ise çamurdan yarattın, dedi." (7/12)
Din
Kul, Allah’ı tanımadan Allah için olamaz. Eğer kendimizi, kim olduğumuzu bilmezsek bütün ilmimiz boşa gider; çünkü ortada daha kendini bilen biri yoktur. Kendini bilmeyen başka bir şeyi nasıl bilsin! Kendini Allah’ın öğretmesiyle bilmeyen bir kulun bilgisi sahtedir, hakiki değildir. Bu fani âlemde gölgeye takılmış, gölgeyi sevmiş, gölgelerle uğraşmış, gölgelerin peşinden koşmuş ve gölgeyi; yani zahiri varlığını, bilgisini, dünyalıkları hakikat zannetmiştir. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz “insanlar uykudadır, ölünce uyanırlar”428 buyurur. Gölgelerin peşinden koşan, gölgeleri seven, gölgeleri tercih edenler, kısacası dünyaya ait her ne varsa onların peşinden koşanlar uykudadır, kendinde değildir. Bir hayal âleminde, misal alemindedir. Uyanınca da peşinden koştukları yok olur ve başka bir âlemde olduklarını anlamış olurlar.
Sayfa 403·Kitabı okuyor
2. Bölüm, Yine Allah Korkusu
Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor ki; "Sağılan süt memeye dönmedikçe Allah korkusu ile ağlayan kimse de cehenneme girmez."
Sayfa 13 - Çelik Yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı