"Schopenhauer'ın sisteminin temelinde spekülatif metafizikteki bir tez vardır: Olgusal dünyanın ardındaki gerçekliğin doğasını ayırt etmemizi sağlayan bir kaynağımız var; kendi failliğimizin deneyimine sahibiz. Schopenhauer'a göre, eylemde bulunduğumuzda, kendi failliğimize ilişkin bilgimiz ne bilimseldir ne de aklın başka herhangi bir söylemsel işleminin sonucudur. Bu, kendi çabalarımızın doğrudan, sezgisel, içsel bilgisidir ve o, bunun bize hakikatin gerçek doğasına dair tek bakış açımızı sağladığına inanıyordu." *David Pears
Sayfa 212·Kitabı okuyor
Alıntı
ἡ εὐδαιμονία τῶν αὐτάρκων ἐστί. *mutluluk kendine yetenlerindir.
Sayfa 52 - can yayınları
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Bütün arzularımız doyurulduğunda, huzur halinde bile bıkkın olunur. Arzu yokluğundan muzdarip oluruz, doyumun sakinliği bizi can sıkıntısına iter. Demek ki hayat bir sarkaç gibi bir o yana bir bu yana, ızdıraptan can sıkıntısına sallanıp durur. Schopenhauer'a göre mutluluk erişilemez bir hedeftir. Tatmin veya memnuniyet, sadece bir acının ya da yoksunluğun başarısızlığa uğramasının sonucudur."
Sayfa 136·Kitabı okudu
Alıntı
Chaque fou a sa marotte.. [Her aptalın bir takıntısı vardır..]
Sayfa 61 - SEL YAYINCILIK·Kitabı okudu
Alıntı
Friedrich Nietzsche
Herakleitos'un üslubunun karanlık olmasından ötürü duyulan birçok yakınma, bu türlü yakınmalardan gelmektedir. Olabilir ki, hiçbir insan ondan daha aydın, daha açık yazmamıştır. Şu var ki o kısa yazar, onun için de "okuyan koşucular"a karanlık gelir. Bir filozofun, düşüncelerini saklaması için bir neden yoksa ya da o, düşünceden yoksun olduğunu kelimelerin arkasında gizleyecek kadar maskara değilse, — Herakleitos hakkında söylemek net olduğu gibi — bile bile seçik yazmaması, hiç anlaşılır bir şey değildir. Schopenhauer'in dediği gibi, günlük hayat meselelerinde doğabilecek anlaşmazlıklardan dikkat ve seçiklik sayesinde sakınmak gerekirken, nasıl olur da düşünüşün en güç, en çapraşık, erişilmesi en zor konularında, felsefenin ödevlerinde, karanlık, hatta bilmece gibi anlatışlarda bulunabilir? Kısalığa gelince, Jean Paul bununla ilgili iyi bir ders veriyor ve diyor ki: "Büyük olan her şeyin — nadir bir duygu için çok anlam taşıyanın genel olarak kısa ve (dolayısıyla) karanlık anlatılması yerinde olur. Böylece kel zekâ onu, kendi boş kafasına göre çevireceği yerde, anlamsız bulur. Çünkü sığ zekâlar, en derin, en zengin deyişte, kendi günlük düşüncelerinden başka bir şey görmemekte çirkin bir ustalığa sahiptirler." Fakat buna rağmen Herakleitos, "kel zekâ"ların elinden kurtulamamıştır. Daha Stoacılar onun evreni oyun olarak gören estetik görüşünü, evrende insanın yararını göz önünde tutan, amaca uygunluk gibi sığ bir düzeye indirmişlerdir; öyle ki, onun fiziği bu kafalarda, Ahmet'ten Mehmet'ten dostlar için alkış isteyen bitmez tükenmez seslenişlerle dolu çiğ bir iyimserlik halini almıştır.
Felsefe
HAYAT KURALI No. 25
Arzularımıza hedef koymak, ihtiraslarımızı dizginlemek, öfkemize hâkim olmak, insanın arzu ettiği şeylerin son derece küçük bir kısmının ulaşılabilir ve pek çok kötülüğün kaçınılmaz olduğunu hatırda tutmak: Bu şekilde ¢νšceιν ϰaˆ ¢πšcειν, sustinere et abstinere50. Kaldı ki en büyük servete ve en büyük güce sahip olduğumuzda kendimizi yoksul hissederiz.
1000Kitap