,,..., kararlardan pişmanlık duymamak için kişi, karar verme ortamına yüksek bir bilinç düzeyi ile gelmelidir. Bu yüksek bilinç düzeyinde kendi niyetinin saflığından emin olarak, ait olma-birey olma dansının bilincinde. yaşamın hemen bitebileceğini anlamış olarak kararını vermeli.
yani, şimdiye kadar konuştuğumuz bütün konuların bilincinde olarak karar vermelidir. ancak, o zaman pişmanlık duymaz.
Evet öyle"
İstanbul, pencereden göründüğü kadarıyla, ağır yaralar alarak yere serilmiş bir erkek gövdesine benziyor; gezgin satıcıların, akşam alacasının derinliklerinde, yükselip alçalan anlaşılmaz sesleriyle sanki inliyordu.