İnsanların görünür yükleri kadar görünmeyen yükleri de varmış ve insan taşıyabildikleri kadar taşıyamadıkları ile de insanmış ben bunu anladım.
Yükün en büyüğü çocukluğuymuş insanın. Çocukluğunda yaşadıkları kadar yaşayamadıkları da bir yük olup binermiş omuzlarına.Bitmeyen bir his geçmeyen bir kızgınlıkmış bu yük.İnsan içinde bir kök gibi taşırmış onu nereye giderse gitsin kaç yaşına gelirse gelsin hiç değişmeden orada dururmuş.Kimi için yarım kalmış bir hikayenin yüküymüş tek başına omuzlamadığı tek başına taşımadığı bir yük vagon vagon taşırmış insan yokluğu,eksikliği,kaybetmeyi. Kimi için geç kalınmış hayallermiş.Birileri yetişirken oraya birileri teselli olacak bir şeyler bulur öyle yaşarmış.Beni bu yükler büyüttü.Kalbimi eze eze taşıdığım yükler.Bana kaçmamayı öğretti.Bana taşımayı ne pahasına olursa olsun o yükün altına girmeyi öğretti.Çünkü yükler insanlar içindir ve birileri taşıdığı için daima hafiftir.
Vesselam
... Gazi, daha sonra bir havai fişek gösterisinde, Latife Hanım'la kendisine hazırlanan yaldızlı tahtlara oturmayı reddederek basbayağı iki sandalye getirtti ve halkın arasında yer aldı.