Ayser ipek

Ayser ipek
Okur - Yazar Canı istemezse ne okur ne de yazar.
Bu ilk salonda sözlükte karşılığı olmayan ve pansiyon kokusu olarak adlandırılması gereken bir koku yayılır. Havasızlıktan, küf, yanmış yağ kokar, insanı üşütür, burnu nemlendirir, giysiler siner; yemek yenmiş bir salon kokusuna benzer; sofra takımlarına, kilere, misafirhaneye kokular yayar.
Sayfa 5 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Roman
Reklam
Katılaşmış yüreklerin mi yoksa içi boşalmış kafataslarının mı daha korkunç olduğuna kim karar verebilir?
Sayfa 3 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Roman
Balzac'ın Satrancı
Puan vermedi·288 syf.··
2023 8. kitabı
·
432 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2023 15:56
Balzac bu kitapta karakterleri yalnızca piyon olarak kullanmış. İçinde biriktirdiği eleştirileri karakterlerin ağzından verebilmek, satrançta da olduğu gibi, istediği yönde hareket edebilmek için her eleştiriye bir karakter yaratmış ve romanını eleştiri-karakter kargaşasına çevirmiş. Sözde ana kahraman olan Goriot Baba, daha çok silik karakteri oynamış, Rastignac ana karakter rolüne bürünse de çabasının karşılığını alamamış, Vautrin ara sıra kara kahraman gibi ortaya atılmış fakat bir türlü kimliğini bulamamış... Kim ana karakter kim yardımcı karakter belli değil ya da hepsi Balzac'ın eleştirilerini dile getirmesine yardımcı olan karakterden başka bir şey değil denebilir. Karakter yoğunlundan dolayı roman Dingo'nun ahırına dönmüş. Goriot'un kızları ile arasındaki ilişki ise ne romanın yazıldığı dönemdeki ne de günümüzdeki baba-kız ilişkilerini neredeyse hiç yansıtmıyor. Fazla klişe, fazla bayat bir ilişki kurgulanmış ve romanı okurken "Yok devenin bale pabucu." diyorsunuz. Bir baba imajından ziyade kör, ergen bir âşık imajı çizilmiş. Bu kitap da beğenmediğim kitaplar arasındaki yerini aldı maalesef.
Roman
Goriot BabaHonore de Balzac · İş Bankası Kültür Yayınları · 202118,7bin okunma

Ayser ipek

, bir kitap okudu
Puan vermedi·288 syf.··
432 günde okudu
·
2023 8. kitabı
Honore de Balzac
7.8/10 · 18,7bin okunma
Yaşananlar ve Yaşanmaması Gerekenler Üzerine Bir Hikâye
Telefonu açtı, sesi ağırlaşmıştı. Sorularıma tek kelimelik yanıtlar veriyor, beni geçiştiriyor ve istediği bir konuyu açmak için fırsat kolluyor aynı zamanda da söylemekten korkuyor gibiydi. Oralı olmadım ne söyleyeceğini biliyordum. Biliyordum ama duymak istemiyordum ve ona mutlu bir ses tonuyla bir şeyler anlatırsam diline sardığı cümleleri bırakacak ve gülümseyecek o konuyu da açmaktan vazgeçecek sandım. Olmadı. Ne dediysem gülmedi ve cümlelerini uzun tutmadı. Gülmemeye de yemin etmiş gibiydi ya da içinden gelmiyordu, anlayamadım. Çabalamaktan yoruldum ve konuyu açmasına müsaade ettim. Önüne, konuyu açmasına yardımcı olacak o ulvi soruyu attım "Bir sorun mu var?" Ve döküldü... Benimle mutlu olmadığını, zorlandığını, artık gitmek istediğini, birlikte mutsuz olmaktansa ayrılmamızın iyi olacağını ve daha birçok şeyi söyledi, söyledi, söyledi... Dayanamadım ve ona hakaretler, tehditler savurdum. Kendine gelmesini, benimle mutlu olmamak için hiçbir sebebi olmadığını söyledim. Bağırıp çağırdım işe yaramadı sadece sustu ve hiç cevap vermedi. Daha da öfkelenedim daha da yükseldim ve daha da ileri gittim. Bana anlattığı tüm geçmişini yüzüne vurdum onu aşağıladım fakat ne yapmayı planladığım hakkında en ufak bir fikrim yoktu sadece onu kırmak, üzmek istedim. Bunları yaparsam kendimi iyi hissedeceğimi zannettim ama bu da işe yaramadı. Uzaklaştıkça uzaklaştı benden ve kayboldu. Hediyeler yolladım, özürler diledim, defalarca aradım, mesajlar gönderdim... Hiçbiri işe yaramadı! Çıldırdım, daha çok delirdim ona harika bir hayat vaadediyordum ama o istemiyordu. Nasıl istemez? Bir daha bu kadar lüks bir yaşantıyı, bu kadar derin sevgiyi nereden bulacaktı? Dilerim hiçbir zaman mutlu olamaz! Diliyorum çünkü o benim mutsuzluğumun sebebi ve tek nedeni. İşlerimin kötü gitmesine, sosyal
Hikaye
Reklam