Bazı kitaplara inceleme yazmak gerçekten çok zor ama yazmadan geçmek de kitabın değerine haksızlık diye düşünüyorum. Huzursuzluğun Kitabı’nın incelemesi beni hayli zorlayacak gibi.
Yazarın kendi ifadesiyle,“Bu kitap her açıdan tahlil edilmiş, enine boyuna taranmış tek bir ruh halidir.” ( syf.624) Bahsettiği ruh hali, okuru içine çeken, derinlemesine etkileyen, düşündüren, zor bir ruh hali. Bir çoğumuzun cesaret edip de soramadığı soruları, sorgulayamadığı şeyleri düşünmüş, kendince cevaplar bulmuş, bazen bu sorgulamaların içinde kaybolmuş bir insan Fernando Pessoa. “Hayat, bilincine varsak çekilmez hale gelirdi. Neyse ki buna kalkışmıyoruz bile.”(syf. 479)demiş, ama kendisi buna kalkışmış ve görünen o ki hayat onun için çekilmez bir hale gelmiş.
Kitap, yazarın, hayatı, varoluşu sorgulamaları, bunalımları, düşünceleri, girdaplarından oluşan, bu sorgulamalarını kaleme aldığı bir çeşit ruhsal günlük. Fazlaca yaptığım alıntılardan, çok fazla aforizmalar içerdiği anlaşılmıştır diye düşünüyorum.
Kitabı okumaya başlamadan önce yazarla alakalı ufak bir araştırma yapmanızı öneririm. Çünkü, hayatın içinde pek rastlanmadığımız bir yapıda kendisi. Birçok “yan kimliği” olan, bu kimlikleri de gerçekten yansıtan, gerçekmiş gibi yaşayan bir insan, bir yazar, hatta birçok yazar. Belki de yaşadığı zihinsel ıstıraba katlanabilmek için bir yol olarak seçmiştir yan kimlikler oluşturmayı.“Bu şekilde hisseden bir varlık, gündelik hayatın acılarının pençesinde kıvranmaya ne kadar dayanabilir?” ( syf.672) dediği satırları okurken aklıma geldi bu kaçış yolunu bulmuş olabileceği..
Ben kitabı uzun bir zamanda okudum; anlamaya, sindirmeye, yaşamaya ve en önemlisi düşünmeye çalıştım okurken. Ama okunduktan sonra kitaplık raflarına bırakılacak bir kitap değil. Arada bir açıp, rastgele bir bölüm