" ...içinde sönüp gitmekte olan hayatın az da olsa titreştiğini, soluk da olsa alevlendiğini ne zaman hissederse o zaman sürünmeye başlıyordu. Çaba sarf eden, mücadele eden şey kendisi değildi artık. Onu sürükleyen şey, içinde ölüp gitmek istemeyen hayattı."
" Onun sorunu hayal gücünden yoksun oluşuydu. Hayata dair şeyler konusunda hızlı ve dikkatliydi ama sadece somut şeyler için geçerliydi bu tetikte olma hâli, o şeylerin taşıdığı anlamlar için değil."
Özellikle Thor , Loki, Odin gibi başkarakterleri çoğumuz gibi Marvel sinematik evreniyle tanıdığımdan çizgi romanlara ilham olan nors mitolojisini çok iyi bir hikaye anlatıcısı olduğunu bildiğim Neil Gaiman'dan okumaya karar vermiştim . Ne kadar doğru karar verdiğimi kitabın ilk sayfalarından anlamaya başladım.
Devlerin, tanrıların ve dokuz diyarın nasıl var olduğuyla başlayıp , Aesir ve Vanir tanrıları arasındaki savaşı ve ateşkes sonrasını, devler ve tanrılar arasındaki nefretin sebebini, kısacası dünyaların ve zamanın sonunu getirecek Ragnarök' a giden dolambaçlı yolda tanrıların ,kendi çıkarları uğruna kaçınılmaz sonu engelleme ve değiştirme çabalarını okuyoruz.
Kitabın sonundaki notlar kısmında Gaiman, bölümlere ayırarak anlattığı 10 dan fazla bağımsız hikayeyi iskandinav mitolojisinin kaynağı olan manzum edda ve mensur edda nın hangi kısımlarından derlediğini açıklıyor. Mitolojik karakterlere hakim olmayanlar için yine son sayfalarda sözlük bölümünün olması da bilgilendirici ve hatırlatıcı olmuş.
Benim gibi mitoloji meraklısıysanız bu akıcı ve keyif verici kitabı gönül rahatlığıyla öneririm. Son olarak Gaiman 'ın kendi ağzından şu sözleri paylaşmak isterim:
" İskandinav mitleri, upuzun kış geceleri ve bitmek bilmeyen yaz günleriyle soğuk yerlerin mitleridir, tanrılarına saygı duysalar ve onlardan korksalar bile onlara tam manasıyla güvenmeyen ve hatta onları sevmeyen insanların mitleridir. "